2026 Yılının Kelimeleri
Sözlüklerin seçtikleri ve çağın dile bıraktıkları
Yılın en ilgi çeken dönemlerinden biri bu benim için. Öyle ki 25 Ekim’de Dictionary.com ve bugün de Collins Dictionary “2026 Yılının Kelimeleri”ni (Words of the Year) açıkladılar. Toplum olarak sözlüklere kazandırdığımız bu kelimeler büyük önem taşıyabiliyorlar. Çünkü gerek yerel gerek küresel ölçekte kültürel bir yansıma niteliği taşıyorlar. Bakalım hangi kelimeler ne anlama geliyorlar ve neden seçilmişler!
Dictionary.com seçimi ile başlayalım madem. Toplamda beş sözcükle karşılaşıyoruz. Kısa listeden de kazanan belirlenmiş. Önce diğer dördüne bakalım.
Affordability: Bir ürünün (konut, gıda, sağlık, ulaşım ve çocuk bakımı gibi temel giderler de dâhil) fiyatının uygun olup olmadığını anlatan bir sözcük. Tabii bunu bireysel bir satın alımdan ziyade genel olarak fiyat pahalılığı vurgusu yaparken de kullanabiliyoruz. Kısacası ekonomik çalkantı küresel bağlamda her yaştan insanı zora sokuyor ve fiyatların uygun olup olmadığı muhasebesini yapmaya itiyor. Sanırım ABD odaklı bir sözcük olarak seçilmiş fakat günümüzün ortak endişesi olarak tüm dünyada ön plana çıktığı aşikâr.
Data Center: Veri merkezleri aslında yeni bir yapı değil. İnternet, bulut hizmetleri, dijital depolama ve çevrimiçi hizmetler için var olan yapılar. Ancak günümüzde adından sıkça bahsettiriyor. Yapay zekânın “önlenemez” yükselişinin sonuçlarından sadece biri. Gelişen bu teknoloji fazla güç harcamakta. Bu yüzden yeni araziler aranıyor, inşalar devam ediyor. Elbette bu gibi alanlar çok ısı ve gürültü yaymakta olduğundan, ya soğuk iklimde yer alan ülkelerde oluşturuluyorlar ya da şehrin uzak bölgelerinde. Ancak buna rağmen yaşam yerlerine yakın noktalarda bulunan veri merkezleri, yerel halkın yaşamına büyük bir engel oluyor.

Odyssey: Genel olarak destan anlamına gelse de Homeros ile ilişkilendirilmesi hız kazandı. Günümüzdeki nedeni de malum, Christopher Nolan’ın son filmi. Öyle ki hem mitolojiye yeni bir bakış atılmasına, hem edebi olarak bu tarz kitapların yoğun biçimde satılmasına/okunmasına, hem sinema sektörünün yenilikçi gidişatına, hem de işin arka planda kalan siyasi ve kültürel boyutuna atıf yapacak cinsten bir etki üretti. Bu belirgin katkıdan ötürü seçilmişe benziyor. Dictionary.com ayrıca Backrooms ve Obsession gibi ses getiren diğer iki filmi de örneklemiş. Aşağıdaki tabloyla anlaması kolaylaşabilir.
Unc: Kulağa garip gelen bir sözcük olsa da aslında hepimiz biliyoruz. Uncle yani amca/dayı sözcüğünün kısaltılmışı. Ancak yaşlı, modası geçmiş, gençlerin dilini veya kültürünü anlamayan, demode anlamlarında gelişen ve sosyal medya üstünde kullanılan bir diğer kelime. Zira geçmişe dönüp baktığımızda, ortak kültürel alanlar (internet ve sosyal medya) sayesinde, çağdaş nesiller kendilerine ait kısaltmaları, deyimleri veya kelimeleri türettiler, onlara yeni anlamlar yüklediler.
Bu bir tür abartı ifadesi aslında. Anlayacağınız üzere maksimumdan geliyor. Bir şeyi en üst seviyeye getirmekle ilgili bir tabir. O işi becerebilmek, daha iyi duruma sokabilmek gibi düşünebiliriz. En çok kullanılan örneği (ki biraz sonra inceleyeceğimiz Collins Dictionary de 2024’te yer vermişti) looksmaxxing şeklinde. Burada da görsel bağlamda, birinin dış görünüşünün kalitesi, yakışıklı/güzel veya çekici göründüğü üzerine kullanılan bir ifade. Her şeyi daha iyi, güzel, verimli ve başarılı hâle getirme arzusu, sonunda kendi dilini de yaratıyor.

Collins Dictionary ise 3 Kasım itibarıyla bu yıl on sözcük sunuyor bize. Yanılmıyorsam her sene aşağı yukarı bu kadar sözcük çıkarıyorlar. Kısa listedeki dokuz tanesi ile başlayıp kazananı yine sonda vereceğim.
Bunlardan ilki bixie. Bir tür saç kesim modeliymiş. Aslında iki saç modelinin tam arasında bir görünümde olduğundan (Bob = küt kesim ve Pixie = kısa kesim) bu şekilde düzenlemişler.
Sırada carspreading bulunuyor. Araba üreticilerinin uzun, ağır ve geniş araç üretimlerini anlatan bir sözcükmüş. Pek de alakam olmadığından ötürü biraz yavan bir seçim geldi bana. Ancak muhtemelen bixie de, böylesine genişleyen araçlar da moda hâlini almış. Yoksa ikisi de bir tür propaganda mı? Bizi bu tür araçlar satın almaya teşvik eden ve üretimini normalleştiren seçimler mi?
Bir diğeri maalesef bizde olduğu kadar dünyada da çokça karşılaşılan bir tür felaket. Firewave, kısa bir zaman aralığında birden fazla orman yangınının meydana gelmesini ve bunların yerleşim alanlarını/şehirleri de etkileyebilmesini anlatıyor. Her ne kadar kelimenin tam anlamıyla ateş dalgası anlamına gelse de, zannediyorum ki daha ziyade kent içinde olan yangınlar düşünülerek yer verilmiş.
Fricy de bixie misali türetme bir sözcük. Fruity (meyveli) ve spicy (baharatlı) yiyecekler için kullanılabiliyormuş. Böyle bir anlatıma ihtiyaç mı doğdu bilmiyorum ama kulağa hiç ilgi çekici gelmedi. Yine de denemeden bilemeyiz. Acaba sosyal medyada acayip tatlar deneyip paylaşan kişiler mi ön ayak oldu?
Neredeyse yarıladık. Friendslop ile devam ediyoruz. Evet iki sözcüğün birleşimi. Bu sözcüğün çıkış noktasında yatan ne bilmiyorum ama bu yazıda bende çağrıştırdığı kısmını ifade edeceğim. Bölerek başlayalım: Friend’i (arkadaş) bilmeyen yok ama slop sözüne hızlıca değinelim. Aslında böyle bir kelime mevcut ve birçok anlama geliyor. Fakat bence buradaki kullanımı yapay zekânın gelişimi ile yenilenmiş durumda. Belki AI slop kavramına denk gelmişsinizdir. Yapay zekâ ile türetilen düşük kaliteli (bazen de kalitesine bakılmaksızın) dijital içerikler için kullanılan ve antipati duygusunu içeren bir ifade. Buradaki kullanımı ise daha tarafsız geldi bana. İlk izlenimim o oldu en azından. Çünkü özellikle de son altı aydır (düzenli takip ediyorum) çok hızlı ve gelişmiş derecede yapay zekâ destekli oyunların üretimi (ve/veya mevcut oyunların kopyalanması) hız kazanmış durumda. Eğer düşük bütçeli ya da bütçesiz oyunları bulup/üretip arkadaşlarınızla oynarsanız yaptığınız friendslop oluyormuş. Eğer bunu yapay zekâ bağlamında ele almayacaksak, dostluğun ve samimiyetin değerini artıran türden masa oyunları ya da grupça yapılan bilgi yarışması gibi eğlenceli aktiviteleri ekleyebiliriz. Muhtemelen en güncel sözcük seçimlerinden biri kabul edilebilir. Bu konu hakkında yazmayı dahi planlıyordum. Oyun sektöründe yüksek bütçeli, gerçekçi ve teknik açıdan kusursuz yapımların yanında, arkadaşlarla oynarken eğlenceyi öne çıkaran basit oyunların da kendi kültürünü oluşturması sanılandan etkili bir durum.
Ghost job da yine ekonomik ve sosyolojik bir gerçekliğin yansıması. Böyle bir şeyin varlığını başta kavrayamadım. Ancak anlamı şuymuş: bir işverenin o işi yapacak kimseyi işe alma niyeti olmaksızın ilan verdiği bir iş. Belki de şirketin aktif bir işe alımı olduğunu göstermek amacıyla yapılan sahteliklerden birisidir. Tıpkı internetin botlarla dolması gibi, şirketler de sanki çalışan arıyormuş gibi görünüyor ve dolu bir akışa, bir çalışma temposuna sahip olduğunu göstermek istiyor olabilir. Benimki varsayım tabii ama sözün varlığı büyük sorunu gözler önüne seriyor.
İlk defa gördüğümde şaşırdığım bir tanesi var şimdi sırada. Normalde bu mola türü var ancak özellikle 2026 Dünya Kupası'nda bütün maçlarda uygulanmasıyla olsa gerek daha görünür hâle gelmiş. Hydration break mola verip su içmeyi, dinlenmeyi anlatıyor. Futbolun dünyanın en çok izlenilen spor dallarından biri olmasından ötürü bu terim de göze çarpan ve kendisinden bahsettiren bir yapıya bürünmüş olmalı. Nereden çıktı ne amaçla yapılıyor fikrim yok. Ama bizde bol bol reklam gösteriliyor.

Son ikisindeyiz, devamında kazananını aktaracağım. Sıradaki Manchesterism. Bence biraz da sözlüğün Birleşik Krallık merkezli olmasıyla alakalı, yerel bir tercih. Direkt aktaralım: İngiliz siyasetçi Andy Burnham ile ilişkilendirilen, bölgelere yetki devrini içeren ve ekonomik büyümeyi sosyal ilerlemeyle birleştirmeyi amaçlayan bir siyasi felsefe. Sözlüğe bakılınca 19. yüzyılda da kullanıldığı şöyle ifade ediliyor: Manchester Okulu'nun siyasi ve ekonomik felsefesi; üyeleri serbest ticaret ve serbest piyasa ekonomisini savunuyordu. Görünen o ki aynı kelime, iki farklı yüzyılda farklı siyasi yaklaşımları anlatmak için kullanılıyor. Zannediyorum ki üstüne bir şey eklemeye gerek yok. Belki de ekonomi dalında sahiden küresel ölçekte kullanılıyordur. O konuda bilgim ve yorumum yok.
P(doom) ne ola ki? Zamanla kelimeler de işaretlerle birleşiyor galiba. Sıradaki ne? İkl!m Fel@keti falan mı? Şaka bir yana, teknoloji temelli ve gayet güncel bir seçimle karşı karşıyayız. Bu ifade aslında sözcüktense bir formül. Yapay zekânın uygarlığın çöküşüne neden olma olasılığının tahmini için belirtiliyor. Doom (kıyamet) sözünün önünde bir tür P (possibility=olasılık) değeri var anlaşılan. CEO’lar, akademisyenler ve mühendisler gibi dünyaca öne çıkan bazı tecrübeli isimler, P(doom) değerlerini vermeye başlamış. Yine de her birinin değeri çok değişken, ortak bir söylem yok. Sözcüğe daha önce denk gelmediğim için merak ettim. Vikipedi’ye baktığımda bununla ilgili makalenin 19 Haziran 2024’te oluşturulduğunu gördüm. Orada da kaynak olarak Sean Thomas tarafından yazılan 4 Mart 2024 tarihli makale gösterilmiş. (Kavram ilk defa burada kullanıldı demiyorum.) Merak edenler buradan ulaşabilir. Eğer bu türden başka bir yazı okumak isterseniz temelinde çok benzettiğim ve daha önce iki kez değindiğim The Doomsday Clock (Kıyamet Saati) yazılarıma buradan ve buradan ulaşabilirsiniz. Şubat 2027’de ilgili olarak tekrar yazmayı planlıyorum.
Artık Collins Dictionary’nin seçtiği “2026 Yılının Kelimesi”ni açıklayalım. Onların seçimleri de Mogging olmuş.
Bir maxxing, bir mogging… Ne bunlar böyle, diye düşünüyor olabilirsiniz. Açıkçası her yıl farklı sosyal mecralarda ne tür ifadelerin sıkça kullanıldığını takip eder oldum. Hem yeni neslin iletişim biçimini hem de küreselde yaşananların dijital kültüre yansımasını anlamaya çalışıyorum. Bunlar elbette ağırlıklı olarak dile, kültüre, bireye, ekonomiye, siyasete göre yerelde ve genelde farklı şekillenen mantıklı-mantıksız ifadelerden oluşuyor. Anlıyorum ki, dildeki değişimler hiç olmadığı kadar hızlı gerçekleşebiliyor, çabuk tüketilebiliyorlar. Her hafta yeni bir meme (”mim”, dijital görsel anlatı) ya da kalıp ile iletişim sağlanabiliyor. Dilin tümüyle değişiminden bahsetmiyorum tabii ama etkileri belirgin biçimde görülüyor. Çünkü sosyal medya her yaştan ve ülkeden kesimi bir şeylere zorluyor, ikna ediyor veya öyle ya da böyle uyum sağlatıyor. Yani önce internet sonra da sosyal medyanın varlığından ötürü son birkaç on yıldır söylemlerimiz hep böyle şekillendi. Tüm bunların ardındaki nedenler de işte bunlardır.
Mogging de özellikle Z ve Alfa kuşaklarının çevrimiçi dilinde öne çıkıyor. Birini veya bir şeyi performans, statü, özgüven veya başka herhangi bir konuda gölgede bırakmayı şakacı, ironik ya da üstenci bir şekilde anlatıyor. Sosyal medyayla zirveye oturan hava atma, en iyisine sahip olma, diğerine üstün gelme dürtülerinden ötürü şekillendiğini varsayıyorum. Açıkçası bu hep vardı; gayet insani bir yön olduğundan belli nesillere atfedilecek eylemler değiller. Yine de hızlı gelişen ve değişen dünyada geride kalmamak, ayak uydurmak, bilirkişi olmak önem kazanabiliyor. Rekabetçi duyguların da yükselmesine sebep olabiliyor.
Bitirirken belirteyim, Collins Dictionary’nin bir de blog yazısı var. Okumak ve farklı görüşler almak isterseniz buradan erişebilirsiniz.
Her ne kadar kasımın başında bu konuya değinmiş olsam da Oxford, Cambridge, Merriam-Webster gibi diğer bilinen sözlükler de yılın kelimelerini seçiyorlar. İlerleyen günlerde onların da seçimlerini göreceksiniz. Merak edenler takip etmeyi unutmasın. Bakalım benzerlerine rastlayacak mıyız yoksa bambaşka sözcüklerle mi karşılaşacağız.
Dürüst olmak gerekirse bu konuyu önemli, eğlenceli, düşündürücü, tartışmaya oldukça açık ve eğitici görmekteyim. Bir bakıma, içinde yaşadığımız dönemin küçük birer fotoğrafını çeken bu tür toplumsal ve kültürel hamlelerle ilgili varsa yorumlarınızı bekliyorum. Ve son olarak, siz bu seneye bir sözcük bırakmak isteseydiniz ne olurdu? Neden?




Comments