Geçmişin İçinde Gelecek
Wells’in dünya ansiklopedisi fikri üzerinden fütürizme bakmak
Geçen ay doğumunun yıl dönümü olan Herbert George Wells'in bu yıl okuduğum kitabı, daha önce duymadığım bir eseriydi. Başka bir yazım için araştırma yaparken karşıma çıkınca hemen temin edip okumaya başladım. “Dünya Beyni*” eserini okurken Wells'in ortaya attığı dünya ansiklopedisi fikri üzerine düşünmeye başladım. Wells, insanlığın bilgisini bir araya getiren, düzenleyen ve dünyanın her yerinden erişilebilir kılan ortak bir bilgi sistemi hayal ediyordu. Bugün interneti, özellikle de Vikipedi'yi, bu fikrin gerçekleşmiş bir karşılığı olarak nitelendirebiliyoruz. Elbette Wells'in düşüncesiyle bugünkü sistemler arasında farklılıklar var. Ancak bu farklılıklar benzerliği görmemize engel olmuyor. Aksine, elimizdeki örnek geçmişteki fikri anlamlandırmamızı kolaylaştırıyor. Böylece Wells'in düşüncesi bize fütürist görünüyor. Peki, onu fütürist yapan şey gerçekten geleceği öngörmüş olması mı, yoksa bugün bildiklerimiz sayesinde fikrini bu şekilde okuyabilmemiz mi? Konu üzerine epey düşündüm ve sorguladıklarımı sizlerle paylaşmak istedim.
Düşündükçe fark ettiğim ilk durum şu oldu: Geçmişte ortaya atılan bir fikrin bugünkü karşılığını ararken aslında onu biraz değiştiriyor da olabiliriz. Bir düşüncenin bütün ayrıntılarıyla gerçekleşmesini beklemiyoruz. Bunun yerine, günümüz dünyasında ona en çok benzeyen şeyi buluyoruz. Dünya ansiklopedisi dediğimizde aklımıza artık internet veya Vikipedi geliyor. Çünkü bu fikre benzetebileceğimiz daha yakın bir örnek bulmakta zorlanıyoruz. Üstelik bu benzerlik üzerine ne kadar çok konuşursak geçmişteki düşünceyi bugünkü karşılığı üzerinden yeniden şekillendirmemiz de o kadar kolaylaşıyor. Fikrin bazı yönleri öne çıkarken bazıları geri planda kalıyor. Aradaki farkları törpülüyor, onu bugünkü gerçekliğimize yediriyoruz. Bir bakıma gelecek, geçmişi yeniden biçimlendiriyor. Bu durumda Wells'in fikrini değerlendirirken onun söylediklerinin yanı sıra, bugün o sözlerden ne anladığımıza da bakmamız gerekiyor. Çünkü bu noktada neyin fütüristik sayılabileceğini de sorgulamaya başlıyoruz.
Burada zamanın düşüncelerimizi nasıl etkilediği ortaya çıkıyor. Diyelim ki bugün internet ve Vikipedi yok. Wells'in dünya ansiklopedisi fikrini yine ilginç bulabilirdik. Hatta kendi dönemine göre ne kadar sıra dışı olduğunu da tartışabilirdik. Ancak elimizde bugünkü gibi somut bir karşılık bulunmadığından, bu fikrin gerçekleştiğini söyleyemezdik. Otuz-kırk yıl önce internet henüz bugünkü biçimiyle yaygınlaşmamışken de Wells'in düşüncesi makul veya ulaşılabilir bulunabilirdi. Fakat gelecekte gerçeğe dönüşeceğini bugünkü kadar kolay gösteremezdik. Buradan anlıyoruz ki bir fikrin niteliğiyle onu değerlendirmek için sahip olduğumuz kanıtlar aynı şey değil. Bir fikir, ortaya atıldığı anda da fütüristik olabilir. Yıllar sonra gerçekleşmesi ise hangi yönlerden isabetli olduğunu görmemizi sağlar. Öyleyse gerçekleşmesi, bir fikri fütürist saymanın şartı olmamalı.

Ancak bu noktada başka bir sorunla karşılaşıyoruz. Pekâlâ, gerçekleşmesi gerekmiyorsa her hayal fütüristik midir? Bugün uçan arabaların yaygınlaşacağını düşünmek, geleceğe yönelik bir fikir ortaya atmaktır. Fakat bu düşünce pek yeni sayılmaz. Uzun zamandır bilim kurguda, filmlerde ve teknolojik tartışmalarda yer alıyor. Birinin bugün uçan arabaların gelecekte yaygınlaşacağını söylemesi, tek başına onu fütürist yapar mı? Sanmıyorum açıkçası. Öte yandan farklı bir örnek verelim. Her yaşam alanının kendi bağımsız enerji merkezine sahip olacağı bir dünya tasarladığımızı düşünelim. Bu fikir daha az tanıdık ve belki de daha tartışmalı olabilir. Peki, sırf daha alışılmadık olduğu için onu uçan arabalardan daha fütüristik sayabilir miyiz? Bence burada da acele etmemek gerekiyor. Çünkü bir fikrin ne kadar sıra dışı olduğu, geleceğe ilişkin düşünsel değerini tek başına belirlemiyor.
Asıl ayrımın fikrin ne denli tuhaf veya ulaşılması güç olduğunda değil de nasıl geliştirildiğinde yattığını düşünüyorum. Geleceğe ilişkin bir fikir, mevcut dünyadan farklı bir olasılık sunabilir. Fakat bu olasılığın neden ortaya çıkabileceğini, hangi koşullarda mümkün hâle gelebileceğini veya gerçekleşirse hayatımızı nasıl değiştireceğini düşünmek, fikri başka bir düzleme taşıyor. Ona anlam kazandırıyor, rastgele bir varsayım olmanın ötesine geçiriyor. Bağımsız enerji merkezleri örneğine dönersek böyle bir sistemin var olacağını söylemekle yetinebiliriz. Ya da konuyu biraz daha geliştirip enerji üretimindeki ilerlemeleri, mevcut altyapının sınırlarını, yerel üretimin avantajlarını ve karşılaşılabilecek sorunları inceleyebiliriz. İkinci yaklaşım daha sistemli bir gelecek düşüncesi sunuyor. Yine de her fütüristik fikrin bilimsel verilere dayanması gerektiğini söylemek de doğru olmaz. Bir sanatçı veya yazar, henüz ölçülemeyen bir ihtimali düşünmemizi sağlayabilir. Bilim kurgu öykülerinde veya sıra dışı klasik tablolarda bunun zekice örneklerini bulabiliyoruz. Demek ki önemli olan, bir fikri hangi anlamda fütüristik bulduğumuzu açıklayabilmek. Üzerinde pek düşünülmemiş bir varsayımdan fazlası gerekiyor.
Bu noktadan hareketle bilim kurgu ile fütürizm arasındaki ilişkiyi de yeniden düşünmek gerekiyor. Bilim kurgu eserleri var olmayan dünyalar ve teknolojiler tasarlar. Fakat bir romanın gelecekte geçmesi veya hayalî bir teknoloji içermesi, onu doğrudan bir gelecek öngörüsüne dönüştürmez. Bilim kurgu bazen teknolojik gelişmeleri araştırır, bazen toplumsal düzenin nereye gidebileceğini sorgular, bazen de bugünü anlamak için gerçeklikle ilgisi olmayan bir dünya kurar. Kısacası, oldukça geniş bir alan. Peki, bu eserlerin her biri aynı ölçüde fütüristik midir? Bence böyle bir genelleme yapmak doğru olmaz. Bir romanın düşünsel bir deney olarak sunduğu ihtimalle gelecekte gerçekleşeceği iddiasıyla ortaya konan tahmin aynı şey değil. Bununla birlikte, bir eserin bilimsel temellerinin zayıf olması, geleceğe ilişkin değerli sorular soramayacağı anlamına da gelmez. Fütüristik düşünceyi yalnızca bilimsel tahminlere indirgemek, hayal gücünün açtığı alanı gereksiz yere daraltır. Zira hayal gücü, henüz düşünemediğimiz ihtimalleri de önümüze serebilecek yüceliktedir.
Bir de fikri ortaya atan kişiye bakalım. Birinin fütürist sayılması için ne gerekiyor? Düşüncesini yayımlaması, medyada paylaşması, bilimsel araştırmalara başvurması veya güncel verileri yorumlaması şart mı? Bunları yapmayan biri fütürist olamaz mı? Tek bir fikir açısından bakarsak bunların hiçbiri zorunlu değil. Bir insan, kimseyle paylaşmadığı bir düşüncede geleceğe ilişkin ilginç bir olasılık tasarlayabilir. Fakat o kişiyi fütürist olarak tanımlamak istediğimizde tek bir fikrin ötesine geçmemiz gerekebilir. Geleceğe ilişkin düşünme biçimine, farklı olasılıkları nasıl ele aldığına ve varsayımlarını nasıl değerlendirdiğine bakabiliriz. Geleceği araştıran birinin her tahmininde haklı çıkması gerekmediği gibi, bir tahmini doğru çıkan herkes de bu nedenle fütürist sayılmaz. Çünkü bazen bir öngörü isabetli olabilir lakin arkasında sistemli bir düşünce bulunmayabilir. Bazen de üzerinde dikkatle çalışılmış bir olasılık gerçekleşmeyebilir. Sonucu bilmekle düşüncenin nasıl üretildiğini bilmek aynı anlamı taşımıyor.
Wells'e bu açıdan yeniden baktığımızda, onu sırf interneti veya Vikipedi'yi önceden hayal ettiği için fütürist saymanın eksik kalacağını düşünüyorum. Dünya ansiklopedisi fikrinde bilgiye erişimin ötesinde bir mesele de vardı. İnsanlığın bilgisini ortaklaştırmanın dünyayı nasıl etkileyebileceğini düşünüyordu. Bugün bu fikrin bazı unsurlarının gerçekleştiğini söyleyebiliyoruz. Ancak bilginin yaygınlaşması, kendiliğinden uzlaşma veya dünya barışı getirmedi. İnternet insanlara bilgiye erişim imkânı sunduğu kadar yanlış bilginin yayılmasına, kutuplaşmaya ve yeni eşitsizliklere de zemin hazırlayabiliyor. Bu durum Wells'in düşüncesini bütünüyle geçersiz kılmıyor tabii; bir fikrin bazı yönlerinin gerçekleşmesiyle dayandığı temel beklentilerin gerçekleşmesinin farklı şeyler olduğunu gösteriyor. Wells'in değerini anlamak için neyi öngördüğüne, neyi amaçladığına ve bugünkü dünyayla hangi noktalarda örtüşüp hangi noktalarda ayrıldığına birlikte bakmalıyız.
Sonlandırırken soralım madem, bütün bunlar neden önemli? Çünkü geleceğe ilişkin fikirleri değerlendirirken bir tek haklı çıkanları ararsak geçmişe dönük bir yanılgıya düşebiliriz. Bir konunun sonucunu bildiğimizde, ona giden yollar bize olduğundan daha açık ve kaçınılmaz görünebilir. Öte yandan bunun tersi de mümkün. Bugün gerçekleşmemiş bir fikri, sırf henüz karşılığını bulamadığı için değersiz sayabiliriz. Oysa bir fikrin değerlendirilmesiyle gelecekte gerçekleşip gerçekleşmemesi arasında tek yönlü bir ilişki yok ki. Gerçekleşen fikirler kadar artık pek hatırlanmayan veya karşılığını bulamamış fikirleri de düşünmek, hangi varsayımların anlamlı olduğunu ve hangi koşulların öngörülerimizi değiştirdiğini anlamamıza yardımcı olabilir. Geçmiş, bu yüzden önemlidir.
Buradaki amaç, insanlığın her hayalini fütürist ilan etmek veya geleceğe ilişkin her iddiayı ciddiye almak değil. Amaç, bir fikri neden fütüristik bulduğumuzu daha açık söyleyebilmek.
Wells'in dünya ansiklopedisi fikrinden yola çıkarak vardığım yer burası. Özetle, bir düşüncenin fütüristik niteliği için gelecekte gerçeğe dönüşmesini beklemek zorunda değiliz. Ancak henüz gerçekleşmemiş olması da ona kendiliğinden böyle bir değer kazandırmıyor. Fikrin ne sunduğuna, nasıl temellendirildiğine ve geleceği düşünmemize ne kattığına bakmak gerekiyor. Öte yandan geçmişteki bir fikri bugün değerlendirirken onu günümüzün gerçekliğine uyarladığımızı da unutmamalıyız. Belki de fütürist olmak tam da böyle bir şeydir; bugünün sınırlarını bile aşan bir ihtimali öngörebilmektir. Yine de bu ihtimallerin ne ifade ettiğini anlamak için onları ortaya çıktıkları dönemin koşullarından ve sonradan kazandıkları anlamlardan bağımsız değerlendiremeyiz. Geçmişle gelecek arasındaki bağ, ilk bakışta düşündüğümüzden çok daha karmaşık, daha iç içe.


Comments