İnsan Kütüphanesi
- Sarnav
- Jan 26
- 2 min read
İşi ehlinden öğrenin
Hepimizin evinde koca koca ansiklopediler bulunmaktaydı. Şimdi ise muhtemelen bilmediğimiz bir yerlerde, üstü toz içinde bir kolinin içerisinde öylece bekliyorlar. Tabii onların pabucunu dama atan internet oldu. Yine de interneti kullanmak başlangıçta güçtü malum. Zaten bulduğumuz birkaç parça bilgi de bir diğeriyle benzerlik taşıyabiliyordu. O dönemlerde kütüphaneler temel bilgi arayışı için sıkça kullanılıyordu (ve hâlâ da öyle). Ancak bu düşüncenin de ilerisine giden bir girişim varmış. Konuyu ehlinden öğrenmek için bir atılım: İnsan Kütüphanesi.
Duyunca şaşırdım çünkü ilk bakışta etkili olabileceğini düşündüğüm bir oluşum gibi hissettirmedi. O yüzden araştırdım.
2000 yılında Danimarka’da kurulmuş. Aslında amaç ayrımcılığa karşı dur demek, önyargıları kırmak ve kitlelere atfedilen kalıpları kırmakmış. Kütüphanelerin aksine kitaplar yerine insanları "ödünç alma" gibi bir yöntemi denemişler. Bilgi hizmetini alan “Okurlar”, bunu tamamıyla gönüllü olarak yapan “Kitaplar” ile birebir görüşme gerçekleştiriyormuş. Tabii ki bu türden bir hareket, arama motorlarına sorduğumuz türden soruların cevaplarını almak için oluşturulmamış.
Farklı yaşam tarzları, inançları, engelleri, sosyal statüleri veya etnik kökenleri olan kişilerin çoğunlukta yer aldığı bir yapıymış. Yarım saatlik görüşmelerde Okurlar bu Kitaplara istediklerini (elbette usulüne uygun biçimde ve karşındakini incitmeden) sorabiliyorlarmış. Böylece kişi, rastgele bilgi denizi içerisinde sürüklenmektense direkt olarak, bir şeylere maruz kalmış ya da onları bilinçli olarak deneyimlemiş kişilerin ağzından dökülenler çevresinde fikir ediniyor ve öğreniyormuş.
Düşününce aslında bunun empatiyi de sıkça etkinleştirebileceğini düşündüm. Zaten birinin anlatısını dinlemek amacıyla vakit ayırmayı kabul ediyorsam, hem merakımı dindirecek sorularım mevcuttur hem de bana anlatacaklarını dikkatle dinlerim. Bu da karşılıklı bir anlayış ortamının oluşmasına neden olacaktır. Üstelik bazı konuların daha zorlu olduğunun da farkındayız. Herkese soramayacağımız türden sorular ya da her zaman aklımıza gelmeyen detay konular, o hizmeti veren Kitaplar mevcutken sorulmaya daha yatkın. Kaldı ki bu Kitaplar da, karşısındakinin bilgilenmek için kendisine gelmesini ve tecrübelerini aktarırken empati kurmasını takdir ediyor olmalı. Karşılıklı saygı durumunda daha verimli ve eğitici bir diyalog oluşacağı şüphesiz görünüyor.

Photo by Kate Bezzubets on Unsplash
Bu uygulama Danimarka ile sınırlı kalmamış elbette. Kuruluş, onlarca ülkede bu hareketin oluşturulmasında rol oynamış. Ülkemizde de çeşitli üniversitelerin bünyesindeki kulüpler eşliğinde gerçekleştirilmiş. Kültürden kültüre değişen ülkelerde birbirinden farklı Kitapların olacağını düşlemek ilgi çekici geldi bana. Her ülke için küresel birçok etmen bulunsa da, yerelde bize özgü sorunları deneyimleyen, hayatını onlarla şekillendiren kişilerin bilgi verme hizmeti, organizasyonun özünde yer alan amacı ziyadesiyle yakalayabilir.
Böylece temel olarak kişisel bağlamda (karşılıklı) bir gelişim sağlanırken etkinliklerin sıklığı da bu gelişimin toplumsal hale kavuşmasına yardımcı olabilir. Genellikle okul ile bağdaştırdığımız eğitim kavramının kısıtlı görünen yanını esnetebilir. Böyle düşününce de lise zamanı bizlere sunumlara gelen bazı öğretmenleri hatırladım. Sınıfça konferans salonuna çıkar ve anlatılanları sıkılana kadar dinler sonrasında yaramazlık yapardık. Sanırım buradaki açık, zorunlu olarak kulak vermeye ve sormaya yönlendirilmemizdi. İnsan Kütüphanesinde ise tıpkı kütüphanede bulmaya çalıştığımız kitaplar gibi bir bilinçle hareket etmemiz gerekir.
Bu organizasyonun sürekliliği hakkında ne söyleyebilirim emin değilim. Analog bir biçimde hareket etme zorunluluğu aslında bilginin değerini de artıran bir etmen. Yani bilgi için çaba sarf edince kafada daha fazla yer edebileceği mümkün. İnsan Kütüphanesi hareketi de bunun için biçilmiş kaftan. Aralıklı olarak düzenlenen etkinlikler, belki okul veya şirketlerde oraya has (genel açıdan ülke, şirket açısından sektör ya da okul açısından yaş grubu) yapılara uygun biçimde düzenlenebilir.
Bu hareketin yararlı bir biçimde kullanabileceği alanlar neler olabilir? Sizce sanılan verim sağlanabilir mi? Verimin derecesine etki edecek etmenler neler olabilirdi? Yorumlarınız olursa bekliyorum.







Comments