Sanatın Sessiz Sömürüsü
- 2 hours ago
- 5 min read
Dijital Çağda Emeğin Değeri
Sanatsal üretimlerin ve yapay zekânın çarpışması sürüyor. Elimizi attığımız her yerde karşımıza çıkan YZ baş belası bir hal almaya başladı. Bunun nedeni ise YZ araçlarının gündelik kullanımlarımıza olan katkılarından ziyade arka planda yarattıkları etkiler. Dünya devi şirketler tarafından fonlanan ve yatırımı yapılan bu sektör, finansal anlamda muazzam bir okyanusa dönüştü. Geleceklerini buna endeksleyen ve geri kalmamak için önden koltuk kapma yarışına giren ülkeler ve şirketler, insan emeğinin değersizleştirildiğini ortaya koyuyor. Nasıl mı? Yakından inceleyelim.
Aslında YZ dediğimiz teknoloji on yıldan uzun süredir mevcut. Bizim şimdilerde (son birkaç senedir) rahatlığını hissettiğimiz ancak özellikle uzun vadede kahrını çekeceğimiz sistem ise üretken yapay zekâ. Biz genel olarak YZ diyoruz ki yazıda böyle anmaya devam edeceğim.
Elbette bu sektörle ilgili konuşulan yatırımlar astronomik rakamlar barındırıyor. Goldman Sachs’ın 2025 sonu makalesinde 2026 için 500 milyar dolarlık bir yatırım yapılabileceği öngörülürken Reuters’ın Şubat ayındaki bir makalesine göre 650 milyar dolardan bahsediliyor. Günümüzde ise en değerli 50 şirketin büyük çoğunluğu (hem değer hem adet olarak) yapay zekâ yatırımlarını elden bırakmayan teknoloji şirketleri.

Bu tablo bize ilk bakışta korkunç gelmeyebilir ama aslında gelmesi gereken bir endişe yaratmalı. Çünkü tablo tekel yapıları göstermenin yanı sıra, bu teknolojinin diğer her konuya hükmedebileceğini de gösteriyor. Yani demem o ki, YZ'nin kullanım/var olma alanı teknolojiyle sınırlı değil, her şeye hükmedebiliyor. Tıpkı restoranda çalışan robot garsonlar gibi düşünün. Ancak onları garipsiyoruz çünkü alışılagelmiş olanın dışındalar. YZ ise önceden deneyimlemediğimiz, bireysel kullanımdaki basitliğiyle hoşumuza giden yapısı nedeniyle önemli ya da gerekli hissettiriyor. Gündelik hayata yer eden her şey, geri döndürülemez bir hale kavuşur. İnternetsiz, telefonsuz, elektriksiz yapamadığımız gibi.
Konuya buradan girmek gerekiyordu fazla uzatmadan devam edeyim. Başta sanatsal ifadeler kavramına değinmiştim. Yavaşça oraya gelelim.
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın yazısını okudum. Konu olarak YZ araçlarının ilk bakışta umursamadığımız ya da aklımıza gelmeyen bir yönünü kendi tecrübesiyle irdelemişti. Yazısında, bir süredir aklıma takılan sorunun tekrar sorulduğunu görünce üstünde düşündüm. Özetle şu sonuca varıyordu:
İnternetin hangi köşesinde olursa olsun yazılan yazılar, herkese açık olmasa bile YZ araçları tarafından kullanılabiliyor.
Burada çok büyük bir sorun mevcut. Çünkü YZ araçları internette yer alan görsel, işitsel ve metinsel içeriklerle eğitiliyorlar, donatılıyorlar. Böylece üretimini yaptığımız tüm o içeriklerin esasında bunu üreten başka birinin emeği olduğunu görebiliyoruz. Bu durum çoğu zaman görünür hale gelmiyor çünkü ya internette üretilen bu içeriklerin kullanım hakkı korunmuyor ya da içerik üreticilerinin sesleri yeterince duyulmuyor.
Durumu şöyle düşünebilirsiniz. Telif hakkı (copyright), kullanım hakları (usage rights) ya da kamu malı (public domain) terimlerini duymuş olmalısınız. Bunlar sizin üretmediğiniz herhangi bir içeriği rastgele kullanmamanızı sağlayan, üreticinin emeğini koruyup finansal karşılığının yasal anlamda alınmasını sağlayan hukuki yapılardan bazıları. Bundan ötürü hangi medyada kullanırsak kullanalım (kamu malı haline gelmemişlerse) atıfta bulunduğumuz metinleri alıntılıyor, görselleri kaynağıyla belirtiyoruz. Kullanım hakları konusu iki tarafın hukuki süreci haline geliyor yani. Bu kez mesele YZ üzerinden şekilleniyor. Yani bir tarafta üretici diğer tarafta ise YZ araçlarının sahibi o milyar (belki de trilyon) dolarlık şirketlerin kendisi bulunuyor. Devamını anlatmaya gerek yok.
Hatırlamak gerekir ki güzellemesi yapılan ve aldatıcı bir şekilde göz boyayan tüm o teknolojik yenilikler aynı zamanda güvenlik açıklarını, tehditkâr yapısını ve başlangıçta belirsiz görünen yasal sorunlarını beraberinde getirir.
Bu yüzden yasal güvenceler alınması gerekse de dünyanın işleyişinin nasıl olduğunu bilen bireyleriz; güncel savaşın taraflarının söylemleri ve hamleleri bunu tekrar gözler önüne seriyor. Demem o ki, bu durumda da parayı veren düdüğü çalacaktır.
Ancak duruma karşı çıkan sanatçılar da her daim olacaktır.
Şubat 2025’te binden fazla müzisyen hükümetin o dönemdeki telif hakkı değişikliği önerisine karşı bir protestoda bulundu. Bunu bir albüme sığdırdılar. 12 parçalık albümde müzik yok. Parça başlıkları birleştirildiğinde, “The British government must not legalise music theft to benefit AI companies” (İngiliz hükümeti, yapay zekâ şirketlerinin çıkarları uğruna müzik hırsızlığını yasallaştırmamalıdır) cümlesi ortaya çıkıyor. Albümün ismini “Is This What We Want?” (İstediğimiz Bu Mu?) koyarak bu önerinin sanatçıların düşüncesinin alınmadığını da vurguluyorlar aslında. Peki hükümet neden böyle bir hamle yapmak istiyordu diye soracak olursanız, YZ şirketlerinin telifli müzikleri izin almadan ve lisans ödemeden model eğitimi için kullanmasına izin veren bir “ticari araştırma istisnası” getirmesi planlanmış.
Sözün özü, üretilen eser istenildiği şekilde ve hatta YZ’nin gelişimi için kullanılacak ancak sanatçı tek kuruş kazanamayacak. Sanatçılar ise bunu müzik hırsızlığının yasallaştırılması olarak görüyor. Bu durum korsan CD alıp dinlediğimiz zamanlar gibi değil yani. O yüzden yasal sürecin iki tarafını belirtme gereği duydum. Korsan CD ile en azından sanatçıyı tanır, belki bağ kurarsınız. Kendiliğinden oluşan bir reklamdır ki sanatçıların bazıları geçmişte albümlerini kendi sitelerinde de bedava sunuyordu. Buradaki konu ise artık tarafların kökten değişmesi anlamına geliyor.
Sonuç olarak hükümet şimdilik geri adım attı. Ancak baş ağrıtmaya devam edeceği kesin. Nereden mi biliyoruz? Güncel bir konu daha yaşandı.

Londra Kitap Fuarı bu ay gerçekleştirildi. İlgi çeken bir kitap vardı. İsmi “Don’t Steal This Book” (Bu Kitabı Çalma). İçinde yaklaşık 10.000 yazarın isimlerinden oluşan bir liste var ve başka hiçbir metin yok. Sembolik bir karşı duruş yani. Arka kapakta ise net bir cümle yer alıyor.
“The UK government must not legalise book theft to benefit AI companies.” (Birleşik Krallık hükümeti, yapay zekâ şirketlerine fayda sağlamak amacıyla kitap hırsızlığını yasallaştırmamalıdır.)
Evet, bu defa sektör müzik değil de edebiyat. Yani mesele sadece müzikle sınırlı değil; dil modellerinin temelini oluşturan metin verileri ve edebiyat eserlerinden bahsediyoruz.
Gerçekleştirilen bu protesto, hükümetin önceki örnekteki aynı önerisine karşı yapıldı. Öneri YZ şirketlerinin telifli eserleri izin almadan kullanmasına izin verecekti. Yani evet, internete düşen her bir bilgi kırıntısı bu araçların elinden geçiyor. Bu yazı da dahil. Öyle ki ileriye gidip, yazarların ve yayınevlerinin yasal bağlamda haklarını da ellerinden almaya çalışıyorlar. Bazı yayımcılar karşı bir hamle olarak YZ lisanslama girişimi başlatmış. Anladığım kadarıyla YZ şirketleri bunları kullanacaksa ödeme yapması gerektiği savunuluyor. Bu bir fırsatçılık mı yoksa gerçekten bir çözüm yolu mu emin değilim, yorum sizin.
Günün sonunda ise yazarların bu duruşu da meyvesini verdi ve yazarlar en azından şimdilik kazandı.
Müzik sektörüne uygulanmak istenenden yaklaşık bir yıl kadar sonra aynı duruşu sergileyen hükümet ya da (özellikle olumlu sonuçlanacak olursa) diğer hükümetler, bunu diğer sanatsal ifadeler için de uygulamak istemezler mi? Yatırımın milyar dolarlara vardığı şu yıllarda, sürekli yenisini geliştirdiklerini söyledikleri YZ’nin gelişmesi için ellerinden geleni yapmazlar mı? Peki tüm bunlar onu giderek daha insansı yanıtlar ve içerikler üretmeye iterken kanlı canlı insanın üretimini ve sanatını baltalamaz mı? Güvenliğimizi, sınırlarımızı, mahremiyetimizi yok ettikleri gibi emek ve vaktimizi verdiğimiz sanatsal ifadelerimizi umursamazca işgal etmeye yemin eden bu milyarderler, şirketler ve hükümetler kötülüğün vücut bulmuş hali değil mi?
YZ ile animasyonlar, diziler ve bazı film sahneleri ya da oyuncuları oluşturmaya çoktan başladılar. Özellikle de oyuncuların YZ destekli oluşturulması konusunda neler yaşanacağını merak ediyorum. Seneye (veya belki de daha yakında) bu konu hakkında da benzer haberler okur muyuz dersiniz?




Comments