top of page

Taşlar Yerine Oturunca

24 hours ago
2 min read

Bir sanat eserini anlamaya çalışırken gerçekten eseri mi görüyoruz, yoksa onun için hazırlanmış anlamı mı?


Bir sanat eserinin karşısında durduğumuzda nedense önce ne anlattığını merak ediyoruz. Bir tablonun karşısında birkaç saniye geçmeden renklerin, figürlerin, sembollerin peşine düşüyoruz. Bir film bittiğinde son sahnenin ne anlama geldiğini arıyor, bir şiiri okuduğumuzda kullanılan kelimelerin altında başka ne saklandığına bakıyoruz. Sonra sanatçının ne demek istediğini öğreniyoruz ve eser, sanki olması gereken yere oturuyor. Taşlar yerine oturunca da rahatlıyoruz. Ama gerçekten eseri mi anlamış oluyoruz, yoksa yalnızca onun için hazırlanmış açıklamayı mı öğreniyoruz?


Çünkü bir eserin anlamını bilmekle ondan etkilenmek aynı şey değil. Bir şarkının neden içimize dokunduğunu açıklayamayabiliriz. Bir fotoğrafa neden tekrar tekrar baktığımızı da. Hatta bazen bir eserin hikâyesini öğrendiğimizde, ilk karşılaşmada hissettiğimiz şeyin kaybolduğunu fark ederiz. Önceden hiçbir şey bilmeden baktığımız bir tablo ya da sanat eseri, birkaç cümlelik sanatçı açıklamasından sonra artık yalnızca o açıklamanın gösterdiği şekilde okunmaya başlanır. Özellikle de ne anlatmak istediğini ilk bakışta anlayamadığımız günümüz eserlerinde bu daha da belirginleşiyor bence. Burada tuhaf bir şey yok mu? Bir eseri daha iyi anlamak için öğrendiğimiz bilgi, onunla kurduğumuz kişisel ilişkiyi biraz olsun daraltıyor olabilir mi?


Photo by Pesce Huang on Unsplash
Photo by Pesce Huang on Unsplash

Üstelik aynı eser yıllar sonra karşımıza çıktığında başka bir şeye dönüşebiliyor. Dün baktığımızda sıradan gelen bir tablo, bugün bir anıyı hatırlatabiliyor. Bir zamanlar hiçbir şey ifade etmeyen bir şiir, yaşadığımız bir şeyden sonra birdenbire fazlasıyla tanıdık gelebiliyor. Aslında eser değişmiyor ama ona bakan göz bir nedenden ötürü, bir şekilde değişebiliyor. Ve o zaman sanki eksik parçanın tamamlandığı hissini yaşayabiliyoruz. O hâlde, sanatçının anlatmak istediği şey nerede duruyor? Eserin anlamı mı ortaya çıkıyor yoksa her karşılaşmada yeniden mi kuruluyor? Belki de bir eseri sadece ona ait açıklamasıyla birlikte düşünmek onun taşıyabileceği anlamlardan bir kısmını daha en başından elimizden alıyordur, kim bilir.


Bu yüzden bazı eserlerin karşısında cevapsız kalmak o kadar da kötü bir şey olmayabilir. Bir tabloya bakıp ne gördüğümüzü tam anlatamamak, bir filmi bitirip ne hissettiğimizi çözememek, bir şiiri yalnızca sevip neden sevdiğimizi söyleyememek... Bunların hepsi eksiklik sayılmak zorunda değil. Sanatı sürekli çözülecek bir şey gibi gördüğümüzde, sanırım ondan beklediğimiz şeyi değiştiriyoruz. Zira bazı eserler bize belirli bir şey söylemek için üretilmiyor. Bazen ortada yalnızca bir eser, onda çağrışan şeyler ve bunların arasında kurulan tuhaf bir bağ kalabiliyor.


Yani bana kalırsa asıl mesele, o eserin açıklamasını bulmadan önce onunla ne yaşadığımız.


Comments


Let Me Know What You Think

Thanks for submitting!

© 2023 by Sarnav. Powered and secured by Wix

bottom of page