top of page

Çizgiler ve Selamlar

  • 3 minutes ago
  • 3 min read

Zarfın giyimi, üstündeki süsü ve karşılamadaki reveransı

Öyle bir yaşantı içerisine girdik ki sevdiğimiz konularda bile özen gösterirken iki kere düşünmeye başladık. Zorunluluklar bir yana, bir sorumluluk hatta sevdiğimiz herhangi bir uğraş için bile içten içe isteksizlik duyar olduk. Sanki çabaların sonucunda bir karşılık bulamamanın getirdiği hissin yan ürünü gibi. Fakat öte yandan şunu da biliyoruz: Bir şeyleri tamamlamanın, çözmenin, sonlandırmanın, üretmenin verdiği his gibisi yok. Hem bir rahatlama hem de kısa süreli bir tatmin verebiliyor bize.


Konu buraya gelince aklıma hep eski zamanlar geliyor. Şeylerin vakit alan, zorlayıcı, emek isteyen ve zorlu bile olsa üstesinden gelme bilincinin görece yüksek olduğu dönemler. Ödevlerimizi yaparken ansiklopedilerdeki minicik açıklamalara bağlı kaldığımız ama buna rağmen gönül rahatlığıyla uyuduğumuz akşamlar. Daha fazlasını elde edemiyor oluşumuza yerinmeden ve eldekinin kıymetini en azından şimdiye nazaran daha iyi bildiğimiz yıllar. Yani değinmek istediğim, yaptıklarımızı ve ürettiklerimizi bile isteye, hoşumuza giderek, üstünde uğraşarak yapmak. Onları eğlenceli ya da öğretici bir biçimde görebilmek.


Geçenlerde Casa Botter’e gittiğimde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun sergisinde de bu hissi aldım ve cidden keyifle inceledim yapılanları. Sanatsal ifadenin çok basit ama kişisel, kendine özgü ve gayret içeren biçimini takdir ettim.


Photo by Anne Nygård on Unsplash
Photo by Anne Nygård on Unsplash

Yazımı çok uzun tutmayacağım. Ana hissi, düşünceyi veren kısa bir okuma olsun istiyorum.


Sergi Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun gönderdiği mektuplar üzerine kurulmuş. Hayatı boyunca kaç mektup gönderdiğini bilmiyorum ama bunu hemen hemen her gün yaptığını söyleseler hiç şaşırmazdım. Bazı mektupların içeriğini de okuyabildiğimiz bilgilendirme levhaları mevcut ama daha ziyade önemli olan mektubun konulduğu zarflar ve bazı kartpostallar.


Gerek ülke içinde gerek yurt dışında birçok yere yollanmış bunlar. Arkadaşlarına, akrabalarına, resmi kurumlara giden ve her biri bir diğerinin benzeri zarflar. Tam da bu yüzden ya aynı yerden sürekli olarak ya da tek seferde onlarcasını satın almış olabileceğini varsayıyorum. Üzerindeki pullar dönemin bilinen pullarından olsa da bu zarfları tamamıyla biricik kılan başka bir yanı var.


Evet, aslında her mektubu diğerinden farklı kılan içeriğidir ancak bu defa cevap bu değil. Cevap üzerinde yer alanlar.


Eyüboğlu aynı zamanda çizim yapmayı da çok seviyor. Bunu gerçekleştirirken ise belli bir şeyler çizmiyor. Hemen hemen hepsi bambaşka görünüme sahip çizimler bunlar. Çoğunlukla da renkli ve soyut çalışmaların ürünü.


Bilgi levhalarında yer alan isimlerine göre bunları farklı bölümlendirmelerle sunduklarını görüyoruz. Bazılarını anlamak zorken çizimin başlığı sayesinde biraz daha anlamlı hale geliyor. Ancak anlaşılsın ya da anlaşılmasın, her birinin Eyüboğlu için önemli olduğu ortada.


“Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisi, Casa Botter, Beyoğlu
“Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisi, Casa Botter, Beyoğlu

Bomboş ve bembeyaz tabakanın böylesine dolu dolu ve şık gözükeceği aklıma nedense hiç gelmemişti. Halbuki çok sıradan bir fikirmiş gibi görünüyor öyle değil mi? O ise adeta birer tuval gibi kullanıyor.


Gönderdiği onca mektubun zarfına işlediği bu hayal gücünün şekil ve renkleri, gönderdiği kişilerde nasıl bir yankı uyandırmıştır diye merak ettim. Biliyorsunuz ki günümüzde bir tek mektup bile aldığımız söylenemez. İçindekinin ne kadar özenle oluşturulduğu da bilinemez. Fakat tüm bunların yanı sıra bir de böylesine uğraşmak, keyifle çizmek ve kendinden bir şeyler aktarmayı kabul etmek ona saygı duymamı sağladı. Böyle bir posta alsam sanırım ben de çerçeveler, odamda sergilerdim. Çünkü bunun beni önemseyen, “iyi” olarak anabileceğim birinden geldiğini anlamakta gecikmezdim.


“Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisi, Casa Botter, Beyoğlu
“Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisi, Casa Botter, Beyoğlu

Bundan önceki sergi ise Burhan Uygur’un sergisiydi. Onunla ilgili yazımı da buradan okuyabilirsiniz. İşin güzel yanı, o da Can Yücel’in şiirlerini okudukça (içselleştirmiş ve takdir etmiş olmalı ki) kendisinde çağrıştırdıklarını, onda uyandırdığı hisleri bazı sayfaların üstüne iliştirmişti. Eyüboğlu da belki de yazılarını gölgede bırakacak cinsten ek bir emek ürünü ortaya çıkarıp karşısındakini aslında ne kadar umursadığını bu şekilde belli etmiş. Birileri için istekle ve karşılık beklemeden sanatsal ifadelerde bulunmak bence hayattaki en güzel hareketlerden biri. Bunu, akıllarda kalacak ve aslında o çalışmanın (ya da bu örnek için, yazılanların) değerini artıracak cinsten bir ekleme olarak görüyorum.


“Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisi, Casa Botter, Beyoğlu (En sevdiğim buydu)
“Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisi, Casa Botter, Beyoğlu (En sevdiğim buydu)

Bir şeyleri elle yapmaktan imtina eder olduk. Vakit kaybetmek istemiyoruz. İsteksiziz. Bağlanma, değer verme, kıymet bilme eşiğimiz düşük ya da gitgide düşüyor. Şu örneğe bakınca neler kaybettiğimize üzülüyorum bazen. Hayattaki en önemli ögemiz olan zamanı başkaları için kullanmaktan çekinmediğimiz zamanlardan, kendimiz için bile umursamadığımız ve/veya boş verdiğimiz günümüze… Bu aslında bize toplumun değersizleştiğini de gösteriyor. Fakat toplumu oluşturan biz değil miyiz? Halbuki kim kendini değersiz görür? Kötü bir ikilemdeyiz. Ya yeterince dürüst değiliz ya da yeterince körüz.


Dilerim ki, hayat önünüze böyle mektuplar yollayan insanlar çıkarsın ve dilerim ki hayat sizin böyle mektuplar alabilecek biri olmanıza imkân versin.


Comments


Let Me Know What You Think

Thanks for submitting!

© 2023 by Sarnav. Powered and secured by Wix

bottom of page