top of page

2025’in Edebi ve Sanatsal Muhasebesi

  • Dec 29, 2025
  • 6 min read

Nereden Nereye: Yazılanlar, Okunanlar, Üretilenler


Sene sonu gelince malum hep istatistiklere başvuruyoruz. Çünkü yıla bir bakış atmak, neleri tecrübe ettiğimizi hatırlamak, onları anlık biçimde yaşamak, sevinmek ya da hüzünlenmek için değerli bir bilgi bütünü hâline geliyor. Üstelik üstünde çalışılanlar konusunda öncesi ve sonrasına bakmak, daha sağlıklı yorumlar ve değerlendirmeler getirmeyi sağlarken aynı zamanda (umarım ki) yeni dönem için motive eden bir havayı edinmemizi sağlıyor. Düzenli biçimde yazdığımdan dolayı ben de bu sene neler yaptığıma bir göz atmak ve geçen sene yaptıklarımla karşılaştırıp güncel durumumu ve gelişimimi görmek istedim.


Konumuz bakımından bu sene, geçen sene olduğu gibi oldukça yoğundu. Fakat dürüst olmak gerekirse bazı açılardan daha fazlasını ekleyebildim mi, hiçbir fikrim yok. Yazarken kayıtlarımı kontrol edip siz okurlarla beraber fark edeceğim.


Konu başlıklarım, bu platformda yazdığım yazılarım (ki anlaşılır olması açısından “makale” diyeceğim), şiirlerim, düzyazılarım, öykülerim, kitap değerlendirmelerim ve film değerlendirmelerim olacak. Sene boyunca tükettiğim her sanatsal eser üstünde kişisel düşüncelerimi ve bilgilendirici yorumlarımı sunmaya çalıştım. Bunlar, yapmayı çok sevdiğim kayıt alma ve arşivleme isteğimi canlı tutan meşgalelerdi. Böylece onlar hakkındaki fikirlerimi yarın öbür gün gözden geçirme şansı yakalayabileceğim. Ayrıca unutkanlığıma da iyi geliyor diyebiliriz. Günlük olarak dijital bağlamda hızlı kayıtlar tutan biri için tüm bunları da sevdiğim eylem olan yazmayla birleştirmek hiç zor olmadı.



Medium’da yayımladığım yazılarımla başlayalım.


Bu sitedeki varlığımı sürdürmek epey zor oldu. Eski takipçilerimin bildiği üzere bu hesap, açmak zorunda kaldığım üçüncü hesabım maalesef. Medium’un işgüzarlığından ötürü birçoğumuzun hesabı kapatıldı ve doğru düzgün açıklama bile yapılmadı. Türkçe ve İngilizce yayımladığım tüm yazılarımı sitemde paylaşsam da buradakiler kaybolup gittiler. Pes etmedim ve tekrar başladım. Düzenlediğim yazılarımı baştan yükledim. Aynı durumu çok geçmeden tekrar yaşayınca iştahım kapandı. Ancak düzenli biçimde yazmak artık bir parçam hâline geldiğinden belki de son kez devam etme kararı aldım.


Bunlar yaşanınca yazma sıklığımda değişiklikler yaptım. Günde bir, iki günde bir, üç günde bir derken şimdi haftada bir olacak şekilde devam ediyorum. Bu yüzden fark ettim ki 2024’ün belli bir döneminde daha sık yazmışım.


2024 yılında 89 makale tamamlamışken bu sayı 2025’te (bu yazı dahil) 51 olmuş. Mayıs 2024’ün sonuna dek üç günde bir yazdığım için bu fark oluşmuş durumda. 2026’da da, bir değişiklik olmazsa, haftalık anlamda düzenli bir şekilde yazmaya devam etmek isterim. Başıma gelenler doğrultusunda bu tür konularda kesin konuşmamayı öğrendim. Ayrıca genel toplamda bu 267. yazımmış. Nereden nereye.


Hakkında yazdığım konular ise şöyle oldu: Edebi teknikler, kişisel motivasyon ve psikoloji, okuma-yazma süreçleri ve kültürü, dijital-analog karşılaştırmalar ile teknoloji etkisi, edebi türler-temalar ve unsurlar, yazarlar-klasikler-etkinlikler-ödüller ve kültürel yansımalar, kişisel deneyimler ile özel günler, felsefe, sanat, müzik ve arşivcilik.


Photo by Taylor on Unsplash


Şiirlerim ve düzyazılarımda sıra. Bu ikisini bir bütün olarak kabul etmek benim için zor olmuyor.


Geri dönüp bakınca, 2024 bu edebi türler bağlamında üzücü bir şekilde fakir geçti. Beni yazma adına tetikleyen durumlar ise bir tema üzerinden topluca yazma kararımız ya da Yaratıcı Yazarlık Kulübü etkinliklerimiz oldu. Kulübümüz geçen senenin sonlarında hayat bulduğundan bu seneki altı etkinliğin aksine tek bir tane yapabilmiştik.


Eğer kayıtlarım yanlış değilse, ki biraz daha derli toplu yapmam gerektiğini bu yazıyı yazarken fark ettim, 2024’te 6 şiir ve 3 düzyazı örneği vermişim. Yazdıklarımın büyük çoğunluğunu hâlâ zevkle okuyorum neyse ki.


Bu sene ise işlere epey bir hız kazandırdım. Şiir kitapları da okumayı ihmal etmediğim bu yılda bu edebi türlerdeki üretimlerimi çoğalttım. (Yine, eğer yanlış hesaplamadıysam) Toplamda 53 şiir ve düzyazı çalışmam oldu. Bunların 9’u düzyazı (5 tanesi Yaratıcı Yazarlık etkinliklerinden) ve geri kalan 44’ü (1’i yine kulüp çalışması) şiirlerden oluşuyor. 3’ünü arkadaşımla beraber yazdım, bunları ortak şiir diye alt bir kategori olarak görüyorum. 8’i de İngilizce yazdıklarımdan ibaret. Toplamda bulunan bu 53 çalışma ayda ortalama 4,4’e denk ki esasında bunu sağlayan, senenin sonuna doğru yazdıklarımın artışı oldu. Yoğun bir üretim safhasını yakalayabildiğim için mutluyum.




Bunun nedeni de 29 Eylül’de kaleme aldığım yukarıdaki yazımda da belirttiğim gibi haftada bir şiir ya da düzyazı yazma konusunda kendime abartısız bir meydan okuma oluşturmam. Eylül, Ekim ve Kasım aylarında belirlediğim miktardan fazlasını yapmış olsam da Aralık boyunca yoğunluktan asla vakit ayıramadım diyebilirim. Yazımı tekrar okudum da ne denli çok şey değişmiş şuncacık zamanda. Bu yüzden genel anlamda durumdan oldukça hoşnutum.


Nitekim sürecin sonunda üstümdeki (yıllardır birikmiş) ölü toprağını atabildim ve aralarından seçtiğim (2024’ten 6 ve 2025’ten 39) şiir ve düzyazılarımdan 45 tanesini derleyip bir yayınevine yolladım. Olumlu aldığım cevap sonrası karşılıklı anlaşma imzalandı ve kitabım kısmetse Nisan 2026’da okumak isteyenler için hazır olacak. Yani sene bitmeden çıkartamamış olsam da girişimimi bu sene yapabildim. Yayımlandıktan sonra alakalı bir yazı ile sürecin nasıl işlediğiyle ilgili sizleri bilgilendirmek ve yardımcı olmak istiyorum.



Öyküler konusu her zaman zorlu. Çünkü en çok vakti alanlar bunlar. Yazılarımın çok büyük çoğunluğunu (kaç saat sürerse sürsün) gün içerisinde bitirmekten yanayım ve öyle de yapıyorum. Şiir ve düzyazılar da aynı şekilde gerçekleşiyor fakat çoğu okumamda üstünden geçmeyi huy edindim. Ara sıra değişiklik yaptığım da oluyor. Fakat öyküler bundan daha kapsamlı bir düzene sahip.


Onları yazarken de tercihim gün içerisinde bitirmekten yana. Bunu, “bir an önce bitsin de kurtulayım” algısıyla yapmıyorum; içimdeki coşku ve dürtüyü doğru ve etkili kullanmayı yeğliyorum sadece. Yine de, uzunca yazmayı sevdiğimden de olsa gerek, her zaman bu vakit aralığında sonlanmıyorlar. Becerebildiklerim bile olsa, tıpkı şiir ve düzyazılarım için söylediğim gibi, üstünden geçtikçe düzenlemelerim oluyor. Bazen hakikaten yanlış yazımlara denk geliyor, yinelenen kelimeleri değiştiriyor ya da okurken doğal hissettirmeyen ve cümle yapısında hata olduğunu düşündüğüm kısımları gözden geçiriyorum. Sonuçta, onların pişmesinin zaman alması da gayet doğal geliyor bana. Anlayacağınız üzere, duygusal ve kurgusal üretimlerimiz değişikliklere ve düzenlemelere açık oluyor. Makaleleri ya da az sonra değineceğim değerlendirme yazılarını bunlar içinde göremiyorum.


Yazdığım öykülerimin en büyük bahanesi şüphesiz Kurgu Kulübü etkinliklerimiz. 2024’te yazdığım 4 öykünün 2’si bu sayede yazıldı. 2025’te ise bu rakam artış gösterdi ve yazılan 7 öykünün hepsi kulübümüzün varlığıyla var oldu. Kurgu üretimimi iki ayda bir gerçekleşen (bir keresinde iki öykü yollamıştım) etkinliklerimiz doğrultusunda şekillendirmiş görünüyorum. Bu da, şüphesiz, kulübümüzün bendeki değerini hiç olmadığı kadar artırıyor. Görüyorsunuz ya, ister anlık üretimlerimizle ortaya çıkan şiir ve düzyazı örneklerimiz, ister tema bazında girişim gösterdiğimiz kurgu çalışmalarımız olsun, büyük çoğunluğu aylık okumalarımız/yazmalarımız ve sinema eserlerini yorumlamamız ile ortaya çıkıyor. Böylece topluluğumuz İlkgüz’ün edebi ve sanatsal bağlamda etkisini ve faydasını apaçık görebilmek mümkün. Buna katkıda bulunan herkese teşekkür etmek ve saygı göstermek borcumdur. Çünkü ürettiklerimiz, bizi biz yapanların yansımasıdır.


2024 ve 2025 Öyküleri ve Kelime Sayıları


Okuma ve yorumlama derken son olarak kitap ve film değerlendirmelerime değineyim ve yazımı bitireyim.


Kendime senelik 48 kitap okuma meydan okumasında bulunmuştum ve yarısından çoğunu Kitap Kulüplerimiz aracılığıyla sağladım. Bir o kadar da keyifle ve sakince okuduğum, belli bir son tarihe yetiştirme kaygısı gütmediğim (çünkü kulüpler açısından, yöneteceğim kitaplar için bazen bunu yaşayabiliyorum) kitapla beraber toplamda 49’a erişen kitap ile tamamladım. Okumalarım sonrasında düzenli bir biçimde aldığım notlarıma geçen senenin sonunda başladığımdan dolayı bu sene bazında okuduğum kitapların hepsiyle ilgili puanlandırmalarım ve değerlendirme yazılarım oldu. Ancak 2024’te okuduğum 30 kitap için bu geçerli değil.


Aynısını, izlediğim 53 sinema eseri için de gerçekleştirdim. Denk gelebilmiş olacağınız ve Eylül 24’ten beri aylık olarak sürdürdüğüm film yazılarımı da kesintisiz ve eksiksiz biçimde tamamladım. Bahsettiğim gibi böylece tüm bu eserleri hem kayıt altına almış oldum hem de o dönemki düşüncelerimin neler olduğuyla ilgili bir-iki nottan ziyade genel fikirlerimi yansıtan yazılarım oldu. Buradaki gözle görülür farkı, geçen gün kitaplığımı düzenlerken fark ettim: 2020’de okuduğum bazı kitapları bitirdikten sonra fikirlerimi not almışım ancak kısalar, hâliyle enine boyuna hatırlatıcı bir işlev görmekten uzaklar. Bunu da geliştirip, mümkün mertebe eleştirel bir bakış açısı getirmeyerek hareket ettim bu yıl boyunca. Eleştirmen olmadığım veya akademik arka planım bulunmadığı için yaptığım tüm bu eklemeler, şahsi beğeni ve puanlamaların ötesine geçmeyecek değerlendirme yazılarından ibaretler en nihayetinde.



Okuma, yazma ve seyretme adına dolu dolu geçen bir yıldı. Gönlüm elbette fazlasını yapamasam bile benzer bir şekilde devam etmemi ister. Ancak bunların hiçbiri zorlamadan yapılmalıdır. Zira bahsedilenler rakamları artırmaktan ibaret hamleler olurlar. Sanatsal bir ifadede bulunmak ya da üretilene vakit ayırmak değersizleştirilerek icra edilmemelidir. Bu, kişinin kendisini kandırması hatta vaktini boşa harcamasıdır. Bunun bir yarış olmadığını, daha çok ya da daha az okumanın/yazmanın, bir bireyi diğerinden üstün kılmadığını unutmamak gerek. Hepsi olabildiğince zevkle ve özveriyle üretilmeli ve tüketilmeli ki gerçekten değeri, anlamı olsun. Aynı sebepten ötürü koyulan hedeflere ulaşamamak hayal kırıklığı yaratmamalı. Aksine, bu uğurda çabalandığı gerçeği akıllardan çıkarılmamalıdır.


Tüm bu bahsettiklerimle beraber gönlünüzü hoş tutan filmlere, sayfalarını çevirmekten uslanmayacağınız kitaplara denk gelmenizi, elinizden çıkan emeklerinizi hor görmeyeceğiniz ve gelişmenizi tetikleyen üretimler içerisinde bulunacağınız bir yıl temenni ederim.


Bu yılın son sözlerinde sizleri, bunu benim için sağladığını somut bir biçimde belirttiğim kitap, kurgu, yaratıcı yazarlık ve film kulüpleri topluluğu olan çevrim içi entelektüel oluşumumuz İlkgüz’e davet etmek istiyorum. Yeni yılda, hedeflerinize yardımcı olacak bir hareket olarak görebilirsiniz.


Hepinize okuduğunuz, takip ettiğiniz ve yorumlarınızı paylaştığınız için teşekkür eder ve (başta sağlık olmak üzere) edebiyat ve sanat dolu bir yıl dilerim :)

Comments


Let Me Know What You Think

Thanks for submitting!

© 2023 by Sarnav. Powered and secured by Wix

bottom of page