Edebiyatta Tahammülsüzlük Başlangıcı
- Dec 22, 2025
- 4 min read
Okuduklarımız ve yazdıklarımız gitgide kısalıyor mu? Yoksa bu bir kuruntu mu?
Gündelik tüketimlerimiz hız kazanmış durumda. Hatta bu durum, severek ve isteyerek kullandığımız eğlence araçlarında ya da boş vakitlerimizde tercih ettiğimiz uğraşlarımızda da kendini gösteriyor. Dinlediğimiz şarkılar örneğin… Birçoğu daha kısa ya da tekrar eden nakaratlarla üretiliyor. Rap ya da hip-hop gibi enerjik ve hızlı türler öne çıkıyor. Sosyal medyada video kaydırma konusuna girmeyeceğim ama mesajlarımızda bile sadece emoji’ler, hareketli GIF’ler ya da meme’lerle iletişim kuruyoruz. Peki bu durum, edebiyata nasıl yansıyor?
İnternet hayatımıza girdi gireli her şey hız kazandı. Elle üretilenlerin, deneme-yanılma yoluyla öğrenilenlerin ve bunlara atfedilen değerin düşüşü malum. Her şey hemen olsun isteniyor. Yaşamımızı kuşatan bu acelecilikten yakın zamanda bahsetmiştik. Bugün ise birkaç yıl boyunca yaptığım gözlemler ve okuduğum kaynaklar dolayısıyla bir kez daha üstünde durma gereği duydum.
Her yıl sonunda o yılın istatistiklerini incelemek ya da ilgili haberlerini okumak hoşuma gidiyor. Geçen onca zaman sanki bir deney tüpü gibi birçok veri barındırıyor içinde. Hangi konuya bakarsanız bakın, öyle ya da böyle bir şeyler bulabiliyorsunuz. Ben de bu yılın kitap satışları, gözde edebi türler veya çevrim içi kitap oylamaları gibi konular doğrultusunda hangi edebi biçimlerin revaçta olduğunu merak ediyordum. Bazı okumalar yaptım ve bu kaynakları en sonda paylaşacağım, dileyenler oradan inceleyebilir.
Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama kitap satışları düşük yüzdelerle bile olsa her sene yükselişte. Geleceğe yönelik tahminler de bu şekilde devam edeceğini öngörüyor. Öyle ki sektördeki büyüme geçen yılların altına düşmüyor. Tabii buradaki husus kitapların alınmasıyla ilgili, okunması değil. Özellikle toplu alımlarda artış var. Acaba insanlar sadece koleksiyon yapmak için mi satın alıyor diye düşündüğüm oluyor. Akıl almaz sayıda kütüphane ve kitapçı mı açıldı yoksa?
En çok da içerik ne olursa olsun kısa öykü derlemeleri ya da romandan kısa novellalar tercih ediliyor. Anlatılanları uzun uzadıya dinlemek istemediğimiz gibi okumaya da tahammülümüz kalmadı. Sürekli “kaydırdığımız” gündelik yaşamımızda videoların altındaki açıklamalara bile göz attığımız yok. Buna karşılık yorumlar genellikle ilgi çekici. Çünkü kısa, “komik” ya da eleştirel oluyorlar.
Öte yandan bazı dijital mecralar okuma konusunda insanlara yardımcı oldu sanırım. En azından öyle umuyorum. Örneğin TikTok. Çoğu kişinin tercih etmediğini düşündüğüm bir platform ama içinde olmadığım için yanılıyor olabilirim. Yine de emin olduğum bir şey var: Normalde burada vakit geçirmeyecek kişiler, “BookTok” akımı sayesinde kitaplarla ilgili paylaşımların popüler olduğunu görünce yöneldi. Fakat günün sonunda biliyoruz ki uzun anlatımlar yok; her şey kısa ve çabuk gösterilmek zorunda. Çünkü ilgisini çekmezse kimse belli bir sürenin üstünde vakit harcamıyor. Bu bir yarış aslında. Peki bu yarışta edebiyatın asıl değerini tam anlamıyla verebilir miyiz?

Tüm bunlar okur tarafına yansıdığı kadar yazar tarafında da fark edilen ya da tercih edilen bir durum sonuçta. Kimileri yazdıklarını kırpmış, kimileri birkaç parçaya bölmüş olabilir. Şurası gerçek: Belli bir sayfa sayısının üstü herkes için göz korkutucu; en iyi hâliyle o roman okuma listesinde sonraya yerleşir. Pahalı olacağından alınamayacağı konusuna girmiyorum bile. Yine de garip ki sene içinde adını her yerde duyduğum kitaplar genellikle kalın romanlardı ve bir oturuşta bitirilemeyecek cinstendi. Ah, bir de şu mesele var tabii: Bir oturuşta bitirmek.
Kitap okumak, tıpkı yazmak gibi zaman alan ve sindirilerek yapılırsa değer kazanan bir süreç. Birçok şeyde olduğu gibi tüketmek doğal olarak daha hızlıdır. Yine de romanları gün içinde bitirme zorunluluğu hissetmeye gerek yok. Belki de novella ve kısa öykülerin öne çıkmasının nedenlerinden biri de budur: Kolay ara verilebilir olmaları hazmı erkenden başlatıyor ve “kafa bulantısının” önüne geçiyor.
Yani çağın aceleciliğinden ötürü bu biçimlerin alıcı ve satıcı (yazar-okur) tarafında fazlaca boy gösterdiği düşüncesindeyim. Üretmek de tüketmek de (hatta çevrim içi paylaşmak da) hızlıca gerçekleştiriliyor ki sonraki kitaba geçilebilsin. Bakın, burada bahsettiğim düzenli bir okur olmak değil; böyle biri zaten yukarıdakileri istese de benimseyemez, karakterine uymaz.
Sözlerimi bitirirken yazar cephesini son kez ele almak istiyorum. 2026’da bu konunun nasıl gelişeceğini çok merak ediyorum. Yakın süreçte şiir ve düzyazılarımı derlerken kendimi (bu biçimde üretilen eserlerin miktarı anlamında) yalnız hissediyorum. Belki bir nedenden şiirler ön plana çıkar, kim bilir. Belli başlı temalara hiç olmadığı kadar ilgi duyulabilir. Sosyal medyada yeni akımlar ortaya çıkıp farklı yönlere çekilebilir. Ünlü birinin kitap kulübünde okunanlar, değeri unutulmuş ya da hak ettiği değeri görememiş bazı yazarları ve üretimlerini yüceltebilir. Yakın zamanda İngiltere’de “Kürk Mantolu Madonna”nın satış rakamlarında patlama olmuş, o haberi gördünüz mü?
Yazarlar demiştim… Öyle olsa da olmasa da yeni nesille bağdaştırdığımız bu hız tutkusuna biz de maruz kalıyoruz. X (Twitter) gibi platformlarda kısa kısa yazıyor, karakter sınırı içinde meramımızı anlatmaya (kimse okumasa da) çalışıyoruz. Düşünüyorum da novellalar bile sadeleşir mi, kısalır mı? “Az kelimeyle daha çok anlatmak” (yazımı zor ve ustalık gerektiriyor) bahanesiyle kısa kitaplar moda haline gelir mi? Flash fiction tarzı bin kelimelik öyküler piyasayı doldurur mu? Birçoğu alışılmadık gelse de bu dünya garip. İnternetin gücüne karşı konulamaz. Bir gün rezil de olunur vezir de. El üstünde tutulan yazar da olunur linç edilen de.
Not 2: Kitaplara olan ilgiyi (tercih edilse de edilmese de) güncel anlamda en belirgin şekilde ölçebileceğimizi düşündüğüm mecralardan biri olan Goodreads’in 2024 (çeşitli kategorilerde toplamda 6.26 milyon oy) ve 2025 (7.51 milyon oy) yıllarındaki oylamalarıyla, toplam kullanılan oy sayısı üstünden, okumaya (haliyle yazmaya, dijital medyada içerik üretmeye, yeni tür arayışına girmeye vs) olan ilginin bir hayli arttığını görebiliyoruz.




Comments