top of page

Kitap Yayımlama Sürecine Dair

  • 6 hours ago
  • 5 min read

Başından sonuna dek nasıl süreçlerden geçilir ve yazar adaylarını neler bekliyor?


Alt başlıktaki soru sürekli sorduğum, kafamı karıştıran, net cevaplar bulamadığım sorulardandı. Bu yüzden size merak edilen yolculuğu kısaca anlatıp naçizane yardım etme niyetindeyim. İşin kolay/zor, keyifli/çetrefilli gibi duygusal taraflarını değil işlevsel yönünü aktaracağım. Umarım bazı sorunların aşılmasında ve kafanızı rahatlatmada yardımcı olabilir. Ek sorularınız olursa elbette sorabilirsiniz, cevabını biliyorsam sizlerle paylaşırım.



Hemen başlayalım ve soralım: Kişisel açıdan bir kitap çıkarmaya nasıl karar verilir? Ne tür bir içerik yeterli görülebilir?


Benim açımdan nasıl gelişti onu belirteyim. Aklımda her zaman tek bir fikir vardı ve o fikri yaklaşık on seneyi aşkın biçimdir düzenliyordum. Seneler boyunca başka şekiller aldı ve içerikleri bünyesine kattı. Ama işin garip yanı, kitabımın bunlarla hiç alakası yok. Çünkü farklı bir karar alarak hareket ettim. İlk kitabımın, genel üretimlerime göre daha özgün ve esnek olmasını tercih ettim.


Böylece bir seneyi biraz aşkın süre boyunca yazdığım şiirlerimi ve düzyazılarımı toparladım. Bunlar arasında bir ilişki aradım. Bir araya getirdiklerim ile vermek istediğim duygulara uygun biçimde belli kategorilere bölüştürdüm. Anlamı taşıyacak yazıları seçtim, düzenledim, bazılarını eledim. Sonunda otuz altı şiir ve dokuz düzyazı ile her şeyin tamamlandığını hissettim.


Bir kitap çıkarmak her zaman için hayallerimden biri olsa da, üstünde uğraştığım yıllar ve ruh hâlimle harmanlanan tembelliğim yüzünden bunu sürekli erteledim. Bilirsiniz, bazı kararları aniden alırsınız. İyi hissettiğim ve bolca ürettiğim aylar sonrasında, Kasım 2025’te yazdıklarımı bir belgede derledim ve kendi kafamda kitabımın hatlarını tamamladım. Sitede bulunan formu, metnimi ve öz geçmiş belgemi gönderdim. Geriye kalan her şeyi gerçeğe dökmekti.


Benim sürecim işte böyle işledi. İçimdeki istek, üstünde uğraştığım disiplinli dönemlerle birleşti. Bu yüzden içerik konusunda yetersiz hissetmedim. Aksine içeriğin türü bağlamında rahatça hareket edebildim.



Şimdi önünüzde iki seçenek var. İlki derlediklerinizi bilinen yayınevlerine yollamak ve onlardan (kim bilir ne zaman) bir yanıt beklemek. Okuduğum kadarıyla bu, yayınevinin meşguliyetine (ya da muhtemelen gönderdiğiniz eserin türünde diğer eserlerin gönderim sıklığına) göre en iyi anlamda altı ay ile bir sene arasında değişiklik gösteriyor. Tabii daha erkenden ret mesajı almazsanız.


Diğer seçenek, görece daha az bilinen, ismini pek duymadığınız, butik olarak tabir edebileceğimiz yayınevleriyle anlaşmak. Burada kitabınız yine bir değerlendirme sürecinden geçiyor ancak hem hızlı oluyor hem de epey kolayca gerçekleşiyor diyebilirim. Zira onlar için de amaç içerik üretimini artırmak. Bu yüzden kabul edilmeniz olası diye tahmin ediyorum.


Peki neden böyle oluyor derseniz cevap basit: Bilinen yayınevleri kitabınızı ücretsiz ya da çok düşük giderler karşılığında yayımlarken ikinci seçeneğe düşen yayınevleri için bu geçerli değil. Çarkı bir şekilde döndürüyorlar. Yine de maddi zorluğun önüne geçmek için kabul edilebilir bir sistem geliştirmişler. Devamında değineceğim.



Şimdi nerede olduğumuzu hatırlayalım: Kitabımızın içeriğini oluşturduk, butik bir yayınevine yolladık, kabul aldık ve basım sürecinin işleyişine adım atıyoruz.


Yayınevi sizinle anlaşmayı kabul ettikten sonra görüntülü görüşme sağlıyorsunuz. Böylece iki taraf birbirini az çok tanıyor, formalite icabı bir konuşma yaşanıyor. Kayıt altına alınan bu görüşmede işleyişin nasıl yürüdüğü size iletiliyor ve cevabınız bekleniyor. Beraberinde sizinle sürecin resmiyetini belgeleyen maddeleri (tahminimce çoğu yayınevinde aynıdır) içeren belgeyi paylaşıyorlar. Burada kitabın basım adedinin nasıl şekilleneceğini, elden satış yapmanız için size gönderilecek kitap adedini, kitabın olası çıkış tarihini, resmi açıdan hangi durumlarda nelerin uygulanacağını, telif yüzdeliklerinin ne olacağını vesaire öğreniyorsunuz. Nihayetinde kabul ederseniz anlaşmanızı belirten form tarafınıza ulaştırılıyor, imzalayıp gönderiyorsunuz, süreciniz kesin anlamda başlıyor. Tebrikler ilk adım bitti.


Devamında bu yayınevinin size sağladığı hizmetlerden yararlanıyorsunuz.


Yazdıklarınız üstünde düzenleme yapan editör, kitap kapağı tasarımınızı anlaşmak için tasarımcı, içerik kontrolü editör tarafında son kez onaylandıktan sonra metninizin kitap üstündeki yerleşimini sağlayan dizgici sizinle iletişime geçiyor. Hızlı bir iletişim ile aşamaları tamamlıyorsunuz. Burada, ne kadar iyi şekilde geri bildirim verirseniz o kadar iyi. Bazen siz anlatamayabilirsiniz bazen de tersi yaşanır, doğal bir durumdur. Sakince ve saygı çerçevesinde hareket edildikçe şık bir iletişim örneği sergilenir. İki tarafın da rahatlıkla hareket etmesi en iyisi. Bunları özellikle belirtiyorum çünkü süreci bilmeden içine girince insan gergin olabiliyor. Bunun karşı tarafa yansıması nihayetinde ayna etkisi yaratıp sizi de yorabilir. Sağlıklı bir iletişim gerçekten huzurlu ortamı yaratıyor. Bu husus sanılandan daha önemli.


Photo by Tamara Gak on Unsplash
Photo by Tamara Gak on Unsplash

Yapılan düzenlemelerin onayını verdiniz. Kitap artık vücuduna kavuşmak üzere. Matbaa öncesi son kontrolleri yapıyorlar. Onların tarafındaki resmi işleri (örneğin ISBN numarası gibi) hallediyorlar.


Bundan sonra yayınevi ile tek iletişiminiz kitapların fiyatlandırması üzerine oluyor. Başlangıçta belirttiğiniz basım adedi konusu son kez soruluyor. Buna göre fiyatlandırma politikası varsa belirtiliyor ya da karşılıklı hesaplamalar yapılıyor. Bu nokta esasen güvene dayalı. Çünkü siz, kitabınızın satın alınabilir bir fiyatta olmasını istiyorsunuz (bence düşünceniz asla kazanç olmamalı ama sizi bilemem) onlar ise, doğal olarak, satış başına kârı artırma derdindeler. Sonuçta bu bir iş.


İşte yukarıda bahsettiğim kabul edilebilir sistemin içeriğine geldik. Sizden bu zamana kadar bir kuruş talep etmiyorlar. Ancak kitabın basım maliyetini karşılamanızı (ki bunu en başta resmi belgelerde de belirtiyorlar) istiyorlar. Kitabınıza bir satış fiyatı belirleyebilmek için o yayınevinin benzer sayfa sayısındaki kitaplarına uyguladığı tarifelere göz atmak yardım sağlayabilir. Buna göre anlaştığınız basım adedi kapsamında toplam bir maliyet hesabı ortaya çıkıyor. Sizin ödeyeceğiniz tek miktar bu. Satış ve ödeme konusunda iki seçeneğiniz mevcut:


  • Yayınevinin kendisinden ya da kitabın bulunacağı satış kanallarından satış yapmanız (Böylece ödeme tutarınız, basım adedinden düşerek hesaplanacak)

  • Elden satış yapmanız (Onların tarafındaki satış adedine yansımıyor ama bunu haftalık/aylık ya da sonunda toplu olarak gönderiyorsunuz)


Çevrim içi yapılan satışlar, yayınevi tarafından düzenli olarak (haftalık ya da aylık) tarafınıza ulaştırılıyor. Böylece takibinizi sağlayabiliyorsunuz.


Bu iki aylık satış süreciniz (tarih konusunda başka yayınevleri farklı politikalarla hareket edebilir) bitince yukarıda bahsettiğimiz gibi kalan ödemeniz her ne ise (sitede satılmayanların maliyeti + elden yapılan satış geliri) onu gönderiyorsunuz. Artık kalan kitaplar da tümüyle size aitler.



Bu noktadan sonra bir ödemeniz yok, satışınıza devam ediyorsunuz. Kazançlarınızı artık en başta anlaştığınız telif oranları üzerinden almaya başlayacaksınız. Kabul edilen yayım hakkı süresince (genelde 1 sene olur) yayınevinin kendi sitesinden (en yüksek telifinizi buradan alırsınız) ve anlaşmalı diğer çevrim içi kanallardan (ek kesintiler oluştuğundan düşük telif hakkı olur) satışınız sürecek. Önceden satışa sunulmayan bazı yeni çevrim içi kanallarda, düşük fiyatlarda satma (sizin kazancınız aynı kalacak) seçeneğini oluşacak. Elden satacaklarınıza biçeceğiniz değer ise her zaman olduğu gibi size kalmış.


Bir senenin sonunda da yeniden anlaşma talebi oluşturabilirsiniz ki bu da ilk görüşmenizde ifade edilen bilgilerden.


Evet, sanırım birçok önemli kısma değindim. Belki yazmadığım noktalar da bulunuyordur çünkü sürecin büyük kısmı geride kaldığından hangisinin ne kadar önemli olup olmadığını algılamak benim açımdan birazcık zorlayıcı. İşte tam da bu yüzden sorular sormanız önemli ki eksikleri beraber tamamlayalım.


Birlikte çalıştığım Mahlas Yayınları oldu. Bir tavsiye ya da iyi/kötü yorum değil, sadece belirtiyorum. Yazıda yer yer şahsi tecrübeme de değindim ama zannediyorum ki diğer butik yayınevleri de benzer bir mantıkla hareket ediyorlardır. Bazı kurumsal farklılıklar olabilir ancak genel anlamda yaşananlar böyledir. Biraz da eski iş tecrübemle böyle olduğunu söyleyebilirim.



"Dokuma Sözler" - İlhan Çelik
"Dokuma Sözler" - İlhan Çelik

Tüm bu yolculuk heyecanlıydı. Arada sırada kitabımın somut varlığına bakıp bunu gönlümde yineliyorum. Metinlerimi ürettiğim anlarıma dönüyorum. Elbette başkalarından gelen yorumlar çok özel; onlar oldukça insan tüm o yorgunluğu veya yaşanan sevimsiz anları sineye kolayca çekebiliyor.


Yine de işin sevmediğim yanı da var. Reklam. Çok çiğ geliyor ama bu da hayatın gerçekliği sonunda. Bu yüzden yazımı sonlandırırken yazdıklarımı merak edenler veya destek amacıyla satın almak isteyenler için bir bağlantı bırakıyorum. Bu bağlantıda yayınevinin sitesini ya da diğer satış kanallarını bulabilir, alımlarınızı gerçekleştirebilirsiniz arkadaşlar.



Yorumlarınızı ve değerlendirmelerinizi paylaşmanız da gerçekten değerli. Dilerseniz satın alımı yaptığınız sitelerde ya da Goodreads, 1000Kitap sitelerinde kitabımı okuduklarınıza ekleyebilir ve yorumlayabilirsiniz. Onları da yine yukarıdaki toplu bağlantı panelinde görüntüleyebilirsiniz.


Hepinize sevgiler! Destekleyenlere teşekkür eder ve keyifli günlerde okumalar dilerim.


Comments


Let Me Know What You Think

Thanks for submitting!

© 2023 by Sarnav. Powered and secured by Wix

bottom of page