Türk Edebiyatının Yeri: 894.35
- Sarnav
- 1 day ago
- 6 min read
Yoksa 813 mü demeliydik?
Senenin son günlerinde bir çılgınlık yapıp kitaplığımdaki kitapların tozunu almayı, yerlerini değiştirmeyi istedim. Böylece hem uzun zamandır yapmadığım bakımlarını sağladım hem de gözüme farklı şekilde hitap etmeleri açısından farklı raflara dizdim. Odanın tüm havasını değiştirdiği kesin. Ancak dizmeye başlarken herkesin birkaç kez sorguladığı soruyu tekrar sordum kendime: “Bunları nasıl dizmeli?” Aklıma yatan sıralamayı bulduktan sonra keyifle ve sabırla bu işe giriştim. Belimin ağrısıyla sonlandırdığım bu uğraş sonrası yeni bir soru geldi aklıma: “Bunları kütüphanelerde resmi anlamda nasıl yapıyorlar sahi?” Merakımdan araştırdım ve küçükken düşlediğim mesleklerden biri olan kütüphane görevlisi rolüne bu yazıyla beraber kısmen soyunmuş oldum.
Kitaplarımıza ister duygusal ister işlevsel bakalım herkesin bir beğenisi vardır. Öyle ki bu beğeniyle beraber kitaplıklarımızın tarzı da kendini ele verir. Sahip olduğunuz kitapları renklerine, türlerine, yazar adlarına, alfabetik biçime, boy sırasına, kalınlıklarına ya da okuma sırasına dizip dizmeyeceğinize karar veren de kişiliğimizdir. Örneğin bu defa apayrı bir işe kalkıştım ve onlarca kitabın bulunduğu seriyi her zaman olduğu gibi çıkış tarihine göre sıralamamın yanı sıra, okuduklarımı arkaya ve okumadıklarımı öne koyarak önceliğimi yapılandırdım. Gözüm yenilere takılıp onlar arasından seçim yapmamı hızlandıracak ve önceden okuduklarım arasında kaybolup gitmeyeceğim.
Bunun kişisel kitaplığımızda gerçekleşen bir yapı olduğunu biliyoruz. Resmi bir işe girişirken daha analitik düşünmemiz gerekebilir. Önemli olan, kişisellikten ziyade herkesin aynı mantıkla yaklaşarak kitaba erişim sağlayabilmesi, aranan kitapların nereye ait olabileceğiyle ilgili hızlı bir çıkarım yapılabilmesi şeklinde gerçekleşmesidir.
Konu hakkında düşünürken aklıma öncelikle tarih sıralamaları geldi. Malum bizler gün, ay, yıl sıralamasını kullanıyoruz. Çünkü özelden genele bir sıralama kulağa mantıklı geliyor. En azından ay, gün, yıl gibi garip bir sistem kullanmadığımıza seviniyorum. Öte yandan kullandığımız da tam anlamıyla yeterli değil. Esas olan, örneğin Japonların kullandığı şekliyle, genelden özele giden bir yapı olmalı: Yıl, ay, gün. Bundaki yararı kavramanın en iyi yolu bilgisayarınızdaki klasörler. İç içe geçen dosyalar genelden özele, bütünden detaya inerek en sonunda sizi doğru noktaya ulaştırır.

Photo by Will van Wingerden on Unsplash
Kafa yorup tahminlerde bulunduktan sonra araştırdım ve bazı sistemlere denk geldim ancak ben bir tanesinden ve daha genel olarak kabul göreninden bahsedeceğim.
1876 yılında Melvil Dewey adında biri bu konuyu düşünmüş ve bir bölümlendirme yöntemi sunmuş. Başlangıçta epey basitmiş elbette ancak sonrasında sürekli olarak güncellenmiş. 23. baskısı 2011’de sunulmuş ancak WebDewey adlı dijital versiyonuyla sürekli güncellenmeye devam ediyor. Sınıflandırmalara eklenebilecek güncel bilgiler sürekli ve hızla arttığından bunun daha akıllıca olduğunu düşünmekteyim.
Biz şimdi bu sistemin, yani Dewey Onluk Sınıflandırması’nın (Dewey Decimal Classification ya da DDC) nasıl çalıştığını anlayalım.
Sistem, yazımın esasında vurguladığım üzere genelden özele çalışan bir şekilde hareket ediyor. Buna göre 10 adet ana kategori belirlenmiş:
000 – Genel eserler (bilgisayar bilimleri, bilgi, gazetecilik)
100 – Felsefe ve psikoloji
200 – Din
300 – Sosyal bilimler (sosyoloji, hukuk, ekonomi)
400 – Dil
500 – Doğa bilimleri ve matematik
600 – Teknoloji (tıp, mühendislik, tarım)
700 – Sanat ve rekreasyon (resim, müzik, spor)
800 – Edebiyat
900 – Tarih ve coğrafya
Buradaki ilk rakam ana sınıfı, ikinci rakam bölümü ve üçüncü rakam da alt bölümü içerecek şekilde hazırlanmış durumda. Biz bu yazı temelinde Edebiyat için konuşacağız tabi ki. Ele aldığım siteyi de sizlerle paylaşacağım. Özele indikçe boş kalan kısımlar mevcut bunu da yapay zeka yardımıyla araştırıp doğrulamaya çalışarak ekleyeceğim.
Demek oluyor ki, bir kitabı aradığımız ya da bir kütüphane görevlisi olarak etiketlendirdiğimiz zaman, işimiz 800 ile başlayan sayılarla. Şimdi özele doğru inelim.
Sekizinci seçenek edebiyat ile birlikte sonraki seçimler şu şekilde devam etmekteler:
810 – Amerikan edebiyatı (İngilizce, ABD kökenli eserler)
820 – İngiliz edebiyatı (İngilizce, İngiltere/Britanya kökenli eserler)
830 – Alman edebiyatı (Almanca eserler ve Alman edebiyatı)
840 – Fransız edebiyatı (Fransızca eserler ve Fransız edebiyatı)
850 – İtalyan edebiyatı (İtalyanca eserler ve İtalyan edebiyatı)
860 – İspanyol ve Portekiz edebiyatı (İspanyolca ve Portekizce eserler)
870 – Latin edebiyatı (Klasik Latince eserler ve Latin kökenli edebiyat)
880 – Klasik Yunan edebiyatı (Antik Yunanca eserler ve Hellenistik edebiyat)
890 – Diğer dillerin edebiyatları
Evet, sonra söyleyeceğimi şimdi burada belirtmek daha doğru olabilir: Kullanışlı ve esnek yapısı, mantıklı ve kabul edilebilir biçimi, sürekli güncellenmesi ve teknik olarak da kullanıcı dostu oluşu avantajları olarak sayılabilse de, evrenselliğinin bozulduğu ve tartışmalara yer açabilecek düzenlemeleri de görüldüğü gibi burada mevcut. Genel anlamda bütün bilgileri altında toplayan görece ana kategori diyebileceğimiz bu üst kısımları yeniden şekillendirmek ne kadar kolay ya da gereklidir bilemiyorum ancak şu anki yapısı bu şekilde yer almakta.
Neden bu eklemeyi yaptığımı açıklamama gerek yok; Türk edebiyatı için 890’ı seçerek devam ediyoruz.
Yukarıda dünyadan edebiyat örneklerini seçtik şimdi ise daha detaylı bir seçimle (özellikle 890 nezdinde daha anlaşılırdır) devam ediyoruz. Şimdi ise seçeneklerimiz şöyle:
891 – Doğu Hint-Avrupa ve Kelt dilleri edebiyatı (Hintçe, Farsça, Bengali vb.)
892 – Afro-Asyatik diller edebiyatı (Arapça, İbranice vb.)
893 – Semitik Olmayan Afro-Asyatik edebiyatı (Eski Mısır, Koptik, Berber dilleri vb.)
894 – Ural-Altay dilleri edebiyatı (Türkçe, Fince, Macarca, Moğolca vb.)
895 – Doğu ve Güneydoğu Asya dilleri edebiyatı (Çince, Japonca, Korece vb.)
896 – Afrika dilleri edebiyatı
897 – Kuzey ve Güney Amerika yerli dilleri edebiyatı
898 – Güney Amerika yerli dillerine ait edebiyat (Güney Amerika dilleri)
899 – Okyanusya ve diğer diller edebiyatı (Avustralya yerli dilleri, Polinezya dilleri vb.)
Bildiğiniz üzere dilimiz Ural-Altay dil ailesine mensup. Bu da demek oluyor ki 894 ile merdiveni inmeye devam ediyoruz. Böylece artık belirgin biçimde hangi bölgenin ve dil ailesinin edebiyatına odaklanacağınızı biliyoruz. Fakat bu dil ailesinin dilini seçmek adına bir seçim daha gerekli. Bunu ise artık tamamladığımız sınıf (800)-bölüm (890)-alt bölümden (894) koparak göstermeye devam ediyoruz ve 894’ün yanına nokta (.) ekleyerek ondalık hale getiriyoruz:
894.1 — Kore edebiyatı
894.2 — Moğol edebiyatı
894.3 — Türk dilleri edebiyatı (Türki diller)
894.4 — Tunguz edebiyatı
894.5 — Ural dilleri edebiyatı (Fince, Macarca, Estonca vb)
894.6 — Hyperborean diller (bu biraz çetrefilli, araştırmayı size bırakıyorum)
894.8 — Dravid dilleri edebiyatı (Tamil, Telugu gibi Güney Hindistan dilleri)
894.9 — Diğer Güney Asya dilleri edebiyatı
Devam edelim ve Türk edebiyatına erişmek için dil grubumuzu son kez seçelim:
894.31 — Azerbaycan Türkçesi edebiyatı, Kuzey ve Güney Azerbaycan eserleri
894.32 — Türkmen edebiyatı
894.33 — Genellikle boş veya genel Oğuz grubu
894.34 — Kırgız, Kazak gibi Karluk grubu Orta Asya Türk dilleri edebiyatı
894.35 — Türkiye Türkçesi edebiyatı (Osmanlı ve modern Türkçe de burada)
894.36 — Özbek edebiyatı ve bazen Tatar, Başkurt gibi Kıpçak grubu
894.37 — Uygur edebiyatı (Doğu Türkistan)
894.38 — Çuvaş veya diğer Oğur (Oghur) grubu
894.39 — Diğer Türk dilleri edebiyatı (örneğin Yakut/Sakha, Tuva vb. Sibirya Türk dilleri)
Bundan sonrası ise işin edebi biçim kısmı halini alıyor. Yani Türk edebiyatındaki şiir, kurgu ya da hicivleri seçtiğimiz noktadayız. Buna göre:
894.351 — Şiir: Divan şiiri, halk şiiri, modern serbest şiir vb.
894.352 — Dram/Tiyatro: Tiyatro eserleri, oyunlar
894.353 — Kurgu (Roman, hikâye, novella): Türk klasik ve modern romanları
894.354 — Deneme ve eleştiri: Denemeler, edebiyat eleştirisi
894.355 — Hitabet: Konuşmalar, nutuklar
894.356 — Mektuplar: Mektup edebiyatı
894.357 — Mizah ve hiciv: Karikatür, hiciv eserleri
894.358 — Çeşitli yazılar: Günlük, anı, biyografi vb. diğer formlar
894.359 — Dönem eklemeleriyle genişletilir (örneğin modern dönem için ekstra rakamlar)
Örneğin bir kurgu eser üzerinden yürüyelim: Reşat Nuri Güntekin’in “Çalıkuşu” romanı olsun bu. Demek ki eser, 894.353 içerisinde yer alacaktı. Bir alt kısma inersek eserlerin yazıldığı dönemlerle karşılaşıyoruz. Buna göre de son olarak 894.3533 ile modern dönemde (genellikle 1900'ler sonrası) yazıldığını belirlemiş oluyoruz.

Photo by Ryunosuke Kikuno on Unsplash
Kaynağımı paylaşayım ve ekleyeyim: Bu sistem DDC olarak yer alsa da, incelememi yaptığım şu sitede (sanırım ismin telif hakkından ötürü) MDS (Melvil Onluk Sistemi - Melvil Decimal System) kısaltması da kullanılıyor.
Bu bağlantı da, örneğini verdiğimiz “Çalıkuşu” romanı için. Sağ üstteki bilgiler kısmında 894.3533 olarak görebilirsiniz.
Birkaç bilgi ile sonlandıracağım.
Yukarıdaki numaraya ek olarak, “Cutter-Sanborn” denilen bir sistem varmış ki bu da kitapları sınıflandırmak için kullanılıyormuş. Yazarın soyadına göre alfabetik bir sıralama yapılırken harf ve rakamlar kullanıyor. Biraz daha ilginç çünkü bir tablo eşliğinde yapılıyor bu.
Bulduğumuz DDC (ya da MDS) dışında üç adet bilgi gerekli bizlere:
Yazarın soyadının ilk harfi
Yazarın soyadının ilk harfinden sonra gelen harflerin Cutter-Sanborn tablosundaki karşılığı (ki bu da aynı soyada sahip yazarlar arasında fark oluşmasını sağlıyormuş)
Yazarın bahsi geçen eserinin ilk harfi
Yine Reşat Nuri Güntekin ve Çalıkuşu eseriyle devam edelim. Soyadından ötürü elimizde “G” harfi mevcut. Geri kalan “üntekin” kısmını da işleri kolayca halletmemizi sağlayan şu siteden yapabiliyormuşuz. “Güntekin” yazacak olursanız, size G977 kodunu veriyor, demek ki “üntekin” kısmı 977’ye denk düşüyormuş. Kafa karıştırıcı noktası ise birkaç farklı tablo ve açıklama gördüm o yüzden bu sitedekini vermekle yetiniyorum ki zaten fazla detaylı. Son olarak da “Çalıkuşu” romanını belirten “ç” harfini eklemeyi unutmayalım.
Böylece kütüphanelerde (her zaman böyle olmamak şartıyla) “Çalıkuşu” eseri için “894.3533 G977ç” ibaresini görmemiz mümkün. En azından yurt dışında denk gelecek olursanız bu daha kesin.
Ancak okuduğuma göre ülkemizde Dewey Onluk Sistemi’nin Milli Kütüphane basımını (DOS 20 adıyla geçiyor) kullanıyormuşuz. Buna göre 894.3533 kısmı farklılık gösteriyormuş. Araştırdığımda ise buradaki ve buradaki bağlantılardaki “açık gösterim” sekmelerinde, ilgili kitabın uyarlama sürümünde T813.315 sınıflandırmasıyla karşılaşıyoruz. Yanlış bilgi vermemek adına bizdeki halini de belirtme gereği duyuyorum. Çünkü DOS 20'de Türk edebiyatı uluslararası olan 894 yerine 810–819 aralığına kaydırılmış ve detaylandırılmış. Türk roman/kurgu genellikle 813 altında ve “T” ise Türk edebiyatının kısaltması olarak eklenmiş olmalı. Sözün özü, Milli Kütüphane ve halk kütüphaneleri bunu kullanıyor.
Ek olarak bazı üniversitelerin kütüphanelerinde bir başka sıralama sistemi olan Kongre Kütüphanesi Sınıflandırması (Library of Congress Classification — LCC) kullanılıyormuş. Buna göre ise Türk edebiyatı kategorisi “PL” harfleriyle başlıyormuş.
Daha fazla uzatmadan sonlandıralım. İlginç bir araştırma oldu açıkçası. Artık nadiren uğradığım kütüphanelerdeki ya da sahaflarda denk geldiğim kitapların sırt kısmında bulunan ve kesinlikle anlamsız gelen harf ve rakamların nasıl şekillendiğini az biraz kavramış bulunmaktayım. Elimde bir örnek olmadığından kendimi teste tabi tutamıyorum ama artık kafa karışıklığım olmazdı herhalde. Belki bu bilgilere sahip bir kitapla sonraki karşılaşmanızda aklınıza bu yazı gelir.







Comments